Advertisement Advertisement
ortopedi doktoru

SEKS HAKKINDA KONUŞMALIYIZ


“İstek”, bir kadının en doğal arzularını anlatmalarını sağlayan ve aynı zamanda da böyle bir şeyin yapılabilmesini mümkün kılan son zamanlarda karşımıza çıkan en cesur kitap.

 

YAZI: BURAK SOYER
soyerbrk@gmail.com

 

Aldığı ödüllerle, içinde yer aldığı projelerle dünya çapında bir şöhrete sahip olan Gillian Anderson’ın derlediği “İstek”, kadınların en doğal arzularını anlatmalarını sağlayan ve aynı zamanda da böyle bir şeyin yapılabilmesini mümkün kılan, son zamanlarda karşımıza çıkan en cesur kitap.

Dünya, anaerkil toplumdan ataerkil “sistem”e geçtiğinden beri, kadınlar için ayrı bir “yaşam alanı” üretildi. Kadınlara bu “alan”da yapabilecekleri “görevler” verildi. Bu ayrışmayla birlikte erkeğin hegemonik dünyasında kadınlar her ne kadar bir erkeğin asla ve asla yapamayacağı kadar yükü taşımış ve halen de taşıyor olsa da, o “yaşam alanı”ndan çıkmalarına izin verilmedi. Kıyafetinden konuşmasına kadar her şey erkeklerin koyduğu kurallar tarafından belirlendi. Siyasette, sporda, kültür sanatta, sağlıkta kadınlar “cam tavan”a takıldı. Bu zamana kadar kadınlar, ne istediklerine göre değil, ne istemediklerine göre yaşadılar. Daha doğrusu yaşamak zorunda bırakıldılar. Günümüzdeyse kadınlar için “istedikleri gibi yaşar hâle geldiler” gibi içi boş bir algı yaratıldı. Kadınların “istedikleri gibi yaşar hâle geldiler”i geçtim, sanki böyle bir durum olsa bile bu, patriyarka tarafından bir “teveccüh” gibi sunuldu. Ve maalesef bütün bunlar işin nispeten görünen kısmı. Bir de asıl görünmeyen kısmı var: Kadınların hisleri ve istekleri. Özelde; seks hakkında neler düşündükleri…

İki Primetime Emmy Ödülü, iki Altın Küre Ödülü, üç Ekran Oyuncuları Birliği Ödülü, bir Evening Standard Tiyatro Ödülü ve OBE (Britanya İmparatorluk Nişanı) sahibi, aynı zamanda da aktivist olan Gillian Anderson’ın derlediği, Özlem Uygun’un yayıma hazırladığı, Ayrıntı Yayınları’ndan Sevda Deniz Karali çevirisiyle Türkiyeli okurlarla buluşan “İstek”, kadınların kendi arasında dahi mevzusu açıldığında dallanıp budaklandığı için tam olarak o “noktaya” gelemedikleri seks konusunda neler hissettiklerini birinci ağızdan, dünyanın dört bir yanından kadınların Anderson’a gönderdiği mektuplardan oluşan bir kitap. Ancak kitabın asıl meselesi, kadınlar üzerinde hâlâ mahrem olarak nitelendirilen arzularının, tıpkı bu kitapta olduğu gibi kendilerine “anonim” bir “alan” açıldığında, bu arzularını rahatça ifade edebildiklerini göstermek.

Nancy Friday’yin 1973 yılında yayımlandığında büyük ses getiren kült kitabı, “Benim Gizli Bahçem: Kadınların Cinsel Fantazileri”nden ilhamla yola çıkan Gillian Anderson, çetin bir mevzuya giriştiğinin verdiği farkındalıkla kadınların ruhlarının en derinliklerinde yatan cinsel arzularını kendisiyle paylaşmalarını istemiş. Hâliyle böyle bir konuda cevap bile gelmeyeceğini düşünse de kısa süre içinde dünyanın her yerinden kadınlar, cinsel arzularını Anderson’a birer mektupla ulaştırmışlar. Bu mektuplarda yüzlerce çeşit “fantezi” yer alıyormuş. “İstek”, böylece ilk olarak 2024 yılında İngilizce olarak yayımlanmış. Sonrasındaysa 26 ülkede yayımlanma durumu olmuş. Muhtemelen bu sayı şimdiye kadar çoktan ikiye katlanmıştır. Kitabın içindeki mektuplarda yer alan fantezilerden ziyade zaten konuşmamız gereken asıl sorun da bu: Biz, aklı evvel erkekler, bir seks tecrübemizi ya da fantezimizi, alelade, her ortamda, sanki çok matah bir şeymiş gibi anlatırken, kadınlar neden aynı konudaki hislerini paylaşmak için özel ve güvenli bir “alan” bulmak zorunda? Kitap, tam olarak bu sorunun peşine düşüp, kadınların fantezileriyle birlikte içlerini dökmelerini sağlarken, aynı zamanda kadınlara büyük resme de bakmaları gerektiğini açıkça işaret ediyor. Çünkü kitaptaki mektuplarda yer alan kadınlar belki de hayatlarında ilk defa, gerçekten ne istediklerini, içlerinden geldikleri gibi anlatarak aslında hayattan ne istediklerine dair açılan kapıdan da geçmiş oluyor.

“İstek”, bir kadının en doğal arzularını anlatmalarını sağlayan ve aynı zamanda da böyle bir şeyin yapılabilmesini mümkün kılan son zamanlarda karşımıza çıkan en cesur kitap. Burada “cesur” sıfatını kullanırken bile bir ayrım yaptığımın farkındayım. Erkeğiz, o kadar olacak!

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media