banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Handan Şendağ: “Alachi, yaşam enerjisi veren bir yer olsun istedim”


Konukseverliği, sıcacık atmosferi ve her sabah pişi yemenin mutluluğunu yaşatan mis gibi organik kahvaltısı ile Alachi Otel, begonvillleri gerdanlık yapmış Ege’nin en popüler beldesinden bana el sallıyor şimdi. Henüz üç yıllık olan otelin sahibi Handan Şendağ’ın huzur veren sesi ve hoşsohbeti ise hâlâ kulaklarımda.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu
Fotoğraflar: Batuhan Sarıcan 

Bu yaz tatil yapacak mıyız yapamayacak mıyız diye karar kara düşünürken kendimizi bir anda Alaçatı’da bulduk. Arnavut kaldırımı sokaklarında rengarenk kapıların önünde sanki daha önce hiç çekilmemiş gibi fotoğraflar çekildik, damla sakızlı dondurma yemekten kendimizi alamadık, geceleri acılı turşu suyu içmekten de geri kalmadık. Alaçatı’nın çok sesli kalabalığından uzak düşmek için de tam da huzurun merkezi Alachi Otel ise otelden ziyade yuvamız oldu.
İki yıl önce tanıştığım otelin sahibi Handan Şendağ, Ajandakolik’in keşif/mekan bölümünde bugün konuğum. Sağlıkçı felsefesiyle kurduğu Alachi Otel’i konuştuk. Ama tüm sohbet bununla da sınırlı değil. Urlachi Çftliği, embriyoloji, Alaçatı Farkındalık Derneği, chi felsefesi ve elbette koronavirüsün turizme etkisi de sohbetimizin tuzu biberi… İyi okumalar!

Alachi Butik Otel’in sloganlarından biri “Chi felsefesi ile yaşamı yeniden keşfedin.” Sıcacık mimarisi ve huzur veren konforuyla Alaçatı’nın gözbebeği.

Siz normalde İzmir’de yaşıyorsunuz ama Çeşme’yle de bir bağınız var burada bir butik otel olan Alachi‘yi işletiyorsunuz? Ne zaman, nasıl kuruldu Alachi?

Alachi üç yıl önce kuruldu. Çok genç, çok yeni bir butik otel. Eşimle ben aslında sağlıkçıyız. Eşim jinekolog ben embriyologum. Böyle bir butik otel açma hayalimiz vardı. İleride daha sakin bir hayata geçtiğimizde Çeşme’de yaşarız ve bu kadar aktif bir hayattan sonra herhalde evde oturamayız, bir hobimiz olsun dedik. Ne yapabiliriz diye düşünürken ben bir arkadaşıma gidip gelirken, babasının butik oteli vardı, böyle bir işi yapabileceğimi düşündüm. Çünkü eşim de ben de misafirlerimizi evde ağırlamaya çok seviyoruz; böyle uzun masalar kurulsun, yemekler yensin. Çok keyif alıyoruz bundan. O zaman dedik biz burada yazın üç ay bir butik otel işletebiliriz. Çünkü Alaçatı daha ziyade yaz konseptli bir otel olabilir, kışın burası pek aktif değil. Kışları dinleniriz, yazları buraya geliriz. Alachi, kendimize vakit ayırabileceğimiz, hem hobi hem emeklilikte çalışabileceğimiz bir alan diye düşleyip kurduğumuz bir yer oldu.

“27 YIL EMBRİYOLOJİ ALANINDA ÇALIŞTIM”

Mesleğinizi hiç yapmıyorsunuz o zaman artık.

Şu an embriyolojiye ara verdim. Ama özlüyorum çok. 27 yıl yaptım. Türkiye’nin ilk tüp bebek merkezi Ege
Üniversitesi’nde kuruldu. İlk ekipteydim ben. O anlamda da kendimi şanslı hissediyorum. Çok özel bir meslek. Birçok insana dokunduysam ne mutlu bana diyorum.

Alachi Butik Otel’in organik kahvaltısındaki ürünler, Urlachi Çiftliği’nden geliyor.


Eminim dokunmuşsunuzdur. Şimdi de turizm alanında dokunuyorsunuz. Alachi’nin isminin anlamı nereden geliyor?

Kökeni tabii ki Alaçatı ve çi felsefesi. Sağlıkçı olmak nedeniyle her şey hep oraya dönüyor. Diğerlerinden farklı olarak bizim felsefemiz ne olabilir diye düşündük. Sağlıklı beslenmeyi hedefleyerek otelde sunabileceğimiz her şeyin doğal olmasına önem verdik. Ve dedik ki burası, yaşam enerjisi veren bir yer olsun. Urla’da bir çiftliğimiz var; ara ara gençler, arkadaşlarımız oraya gidip ürünleri topluyor. Benim evime ne geliyorsa burada da bunlar yensin içilsin istiyorum. Tereyağından zeyinyağına, domatesten bibere, kahvaltıda yediğiniz her şey organik. Elbette dışarıdan aldığımız şeyler de oluyor. Ama yerel ve lokal olması bizim için çok önemli. Bunlara dikkat ediyoruz.

“İNSANLARIN BURADA GERÇEKTEN HUZUR BULMASI ÖNEMLİ” 

Alachi’yi gelen müşterileri neler bekliyor? 

Evet tüm bu saydıklarım dışında mekanda hep hafif caz müziği var. Gürültü kirliliği olmamasına özen gösteriyorum. Çalınan müzik de benim için çok önemli elbette.  Otele gelenler için bu tatilin bir detoks olmasını istiyoruz. Örneğin bir zen saunamız, spamız ve masaj odalarımız var. Bu yıl salgın nedeniyle çok fazla açmadık. İnsanların burada gerçekten huzur bulmasını, dinlenmesini, yüzlerinin gülmesini istiyoruz. Bir de oteli kış konsepti yaptık biz, her ne kadar Alaçatı yaz diye düşünülse de. Bizim bir sloganımız var: “Dört mevsim Alaçatı, her mevsim Alaçatı.” Hakikaten burası kışın da ayrı güzel. Bahçe şöminesi yakıyoruz. Kışın burada kalınıyorsa iki şömine de yanıyor.

E o zaman sadece yazın değil kışın da otelinizde kalmak mümkün. 

Bazen hafta sonu grup organizasyonları için açıyoruz.  Diyorlar ki biz yedi – sekiz oda gelmek istiyoruz, o zaman açıyoruz. Burada yerden ısıtmalar var, inanılmaz konforlu oluyor. Herkes terliklerle, pijamalarla evinde gibi bahçede oturup şömine keyfi yapıyor.  Sıcak şaraplar, sucuk partileri, mangal yapıyoruz.

 

Ajandakolik Kurucusu Nilüfer Türkoğlu ve Alachi Butik Otel sahibi Handan Şendağ.

Yılbaşı da çok güzel olur o zaman.

Kesinlikle. Denize giremiyorsunuz, yaz mevsimindeki gibi hiçbir şey ama çok farkı bir ambiyans olduğu söylemeliyim. Hem Alaçatı Merkez hem de Alachi Otel. Ama işte hep bir yaz algısı var, tabii. Ama bu da yavaş yavaş değişiyor. Biz şimdi bu konsepti sağladığımız için bu algıyı da kırmaya çalışıyoruz.

Bir de Urlachi Çiftlik var. Demin biraz bahsetmiştik.

Evet evet, Urlachi bizim kendi çiftliğimiz. Ürünlerimizi buradan sağlıyoruz. Orada keçilerimiz, ineklerimiz, tavuklarımız var. Sütümüz, yumurtamız, yoğurdumuz buradan sağlanıyor. Zeytinlerimizle zeytinyağı üretiyoruz, üzümlerle şaraplarımızı, sonra lavantalarımız var. Odada her daim değişen lavantalar oradan geliyor. Hatta sabunlarımız da yine o lavantalardan. O çiftlikten kendimiz için faydalanırken müşterilerin de bundan geri kalmamasını arzu ettik.

Kariyerinizde büyük bir değişiklik yapmışsınız. Aslında “nereden nereye” gibi bir durum var. Bu işin olmazsa olmazı ne sizce?

Evet çok farklı iki meslek diyebilirim tabii… Ben insanlarla iletişim kurmayı seviyorum. Butik otel işi de iletişimi sevmeyi gerektiren bir iş. Sürekli insanlarla iç içesiniz, hizmet sektöründesiniz bir diğer yandan. Mesela siz şimdi buraya profesyonel bir yönetici ya da müdür koyduğunuzda o kadar sıcak olmuyor bu iş. Sizin başında olmanız gerekiyor, misafirle konuşmanız, onların ihtiyaçlarını sormanız gerekiyor. Temelinde insanları sevmek yatıyor tabii. Hekimlik mesleği de öyle. Çok iyi bir doktor olabilirsiniz ama iyi bir iletişiminiz yoksa, insan ilişkileriniz kuvvetli değilse, hastayla empati yapamıyorsanız çok başarılı olamıyorsunuz. Bu işin de temelinde bence bu var.

Siz bir kadın girişimci, butik otel işletmecisi olarak turizmde de erkek egemen bir dünyanın hakim olduğunu söyleyebilir misiniz?

Alaçatı’ya baktığımda daha çok kadın işletmeciler var, Nilüfercim. Kadınların ellerinin dokunduğu her şeyin daha estetik daha sıcak daha içten olduğunu düşünüyorum, erkekler darılmasın ama bu gerçekten öyle. Tabii ki erkeklerin analitik zekası var. Ben de eşimden çok besleniyorum. Vizyonu ve analitik zekası çok yüksek. Ben ise estetiğim, farklı bakış açım ve duygusallığımla bunu zenginleştirdiğimi düşünüyorum. Tıpkı diğer kadınlar gibi. Yani kadın erkek birleşince güzel oluyor. Çok da ayırmak istemiyorum. Birliktelik, ikililik güzel bence. Birbirlerinin özgürlüğünü kısıtlamıyorsa ortaklıklar zaten çok iyi gidiyor. Bu işte de, aşkta da, evlilikte de böyle. Ama elbette pek çok sektörde olduğu gibi turizmde de erkek egemen bir anlayışın hakim olduğunu söyleyebilirim ben de.

Üstelik sadece burada Alachi ile de ilgilenmiyorsunuz. Aktif bir hayatınız var, öyle değil mi?

Evet, ben biraz hiperaktif bir insanım. Otele girdim ama kendimi kapatmadım. Alaçatı Turizm Derneği’ne, Alaçatı Farkındalık Derneği’ne, Alaçatı Sanat Derneği’ne katıldım. Alaçatı için neler yapabiliriz, bunların peşinden koştum ve koşmaktayım. Çalışmayı çok seviyorum. 14 odalı bir butik otel açtım; aman elimi sıcak sudan soğuk suya değdirmeyeyim demiyorum. Alaçatı’nın sorunları için mücadele ediyorum. Burası için her şeyin iyi olmasına çabalıyorum. Yaptığımız, yapacağımız şeyler turizm için iyi olsun, Türkiye için iyi olsun… Alaçatı, Urla gibi beldelerin hak ettiği yerde de olmadığını düşünüyorum açıkçası. Alaçatı, Toscani gibi, Roma sokakları gibi bir yer ama maalesef değerini bulmuyor.

“ALAÇATI KAN KAYBEDİYOR. İLK ÇIKIŞI KÜLTÜR SANAT ÜZERİNEYDİ” 

Evet tam da bu noktada şunu sorayım; Alaçatı’nın giderek değişen, gelişen ya da gelişmeyen yüzüne de yakinen tanıklık ediyorsunuz. Nasıl farklar var geçen zamanda?

Ben üç yıldır burada olduğum için sizinle öncelikle burada daha uzun yıllar varluğını sürdüren diğer turizmci arkadaşların düşüncesini paylaşayım; Alaçatı biraz kan kaybediyor. İlk çıkışı kültür sanat üzerineydi. Buraya gelen misafirlerin kalitesi çok yukarıdaydı. Başka bir ziyaretçi profiline sahipti. Sergiler, antikacılar, neler neler… Şimdi de var. Bunlar için çok uğraşılıyor, festivaller var mesela… Ancak Alaçatı’ya gelen her türlü işletmeye izin verilmesi ne yazık ki çıtanın düşmesine ve yalnızca sanat alanında değil eğlence anlayışında da olumsuz bir değişime neden oldu. İnsan kalitesini yalnızca Alaçatı ile sınırlandırmamak gerek belki de, Türkiye’nin de yüzü bu anlamda değişime uğradı. Bunu kabul etmek lazım.

“HER İŞLETMEYE RUHSAT VERİLMEMELİ. ALAÇATI FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNMELİ” 

Şu işletme konusunu biraz daha açar mısınız? 

Örneğin ruhsat verilirlen çok dikkat edilmeli.  Dernek olarak yerel yönetime gidiyoruz devamlı. Herkes burada işletme açmak istiyor. Ancak herkes burada işletme açmamalı. Bunun için belli kriterler olmalı. Mesela müzik on ikide bitmeli, belli bir tonda olmalı. Yan komşuyu rahatsız etmemeli çünkü burada yerli halk da yaşıyor. Bunlar unutuluyor maalesef. Kimse ilgilenmiyor bununla. Çok üzücü. Alaçatı Turizm Derneği bu durumla epey mücadele veriyor. Şikayet etmenin dışında, haberleri yapılıyor, yazılıyor çiziliyor. Hatta köşeyazarı arkadaşlarımızdan rica ediyoruz, bu konuya değinmeleri için. Her şey Alaçatı fabrika ayarlarına dönsün diye. Yani burası sörfüyle çok ünlü bir beldeydi, çok yabancı turist çekerdi. Turistler de böyle  bangır bangır müzikli bir Alaçatı’yı sevmiyor açıkçası.
Ayrıca kontrol edilemeyen rakamlar olmaya başladı. Alaçatı günden güne pahalılaştı. İnsanlar da ucuz yerlere gitmek istiyor haklı olarak. O ucuz yerler de nasıl oluyor, işte böyle oluyor Her türlü ucuz yani, anlatabiliyor muyum? İşte o zaman arz talep denklemine giriyoruz.Herkesin gidebileceği ama belli kriterleri de olan yerlerin çoğalması gerek. Biz de Alaçatı Farkındalık Derneği olarak bu konuda ciddi adımlar atmak istiyoruz. Ancak ne yazık ki bu işler yerel denetimlerden alındı.

Alachi Butik Otel’de havuz manzaralı bir oda.


Alachi’de kültürel organizasyonlar yaptınız mı, yapmayı düşünüyor musunuz?

Biliyorsunuz, Sevgili Kürşat Başar, SG İmalathane ile “Sohbetli Sofralar” ismiyle seyrüseferler yapıyor. Buraya da geldiler. Tarladan sofraya yemek çerçevesinde Kürşat Bey ile bir sohbet oldu. Umarım önümüzdeki yıllarda da bir araya geliriz yeniden.

Belki başka yazarlar da olur, ne dersiniz?

Çok isterim ben. Burası bu tip organizasyonlar için çok uygun da bir otel. Çok uzun bir masa yaptık o gün. Yine yapabiliriz, güzel buluşmalar, tatlı organizasyonlar hep olabilir.

“ALACHİ, GÜVENLİ OTEL BELGESİ ALDI” 

Koronavirüs salgını Alaçatı’ yı nasıl etkiledi? Doluluk oranı nasıldı? Siz otel olarak çok etkilendiniz mi?

Herkes için gergin bir yaz oldu. Bazı oteller ayrıntılara girmemek için hiç açmadı bile. Biz bütün ekip tedbirler aldık, eğitimler aldık. Daha çok butik oteller ön planda olduğu için özellikle biz butik oteller koronaya çok sıkı hazırlandık diyebilirim. Neredeyse pek çok otel, minik minik hastane ve kliniklere çevrildi. Dezenfektanlar, sterilizasyon paspasları, malzemeleri hep hazırl bulundurduğumuz şeyler. Ben zaten sağlıkçı olduğum için bütün bunlara çok alışkındım. Çok zorlanmadım. Otelimiz de güvenli otel belgesi almış bir otel. Her misafirin giriş çıkışlarda ateş ölçümü yapılıyor. Odalar her değişimde dezenfekte ediliyor. İzolasyon odamız var bir de. Misafirimiz kendini iyi hissetmezse, sağlık ekibi gelene kadar orada misafir ediliyor. Neyse ki şimdiye kadar böyle bir şey olmadı, aman olmasın da… Dikkat ediyoruz, umarım atlatacağız.

Handan Şendağ, sağlıkçı felsefesinden yola çıkarak Alachi Butik Otel’in evsahipliğini yapıyor.

Her şeyin başı sağlık gerçekten. Sağlık olsun, gerisi hikaye… Peki, Ajandakolik’in klasik bir sorusu var. Ajandanız ya da not defteriniz var mı? Madem bu kadar yoğun tempoda çalışıyorsunuz, bana vardır gibi geldi. 

Ah olmaz mı Nilüfer! Var tabii… Her zaman planlıyım ben. Yapılacak listem hep vardır o yüzden de ajandam olmaz mı, var. Planlı yaşamaya inanırım çünkü. Vakit yok diyoruz ama aslında her şeyi yapabiliriz, vakit var. Yeter ki planlayalım. Oğluma da bunu aşılamaya çalışıyorum. Ajandasız yaşayamam.

Son olarak Ajandakolik okurlarıyla paylaşmak istediğiniz bir şey var mı?

Alachi Butik Otel olarak onları Ekim’de de Alaçatı’ya bekliyoruz. Otelimiz Ekim sonuna kadar açık.

Çok teşekkür ederim Handan hanım. Zarafetiniz ve sıcacık enerjinizle hem Alachi’ye hem de sohbetimize renk kattınız. 

Ben teşekkür ederim. Yine gelin, kışın da buraları görün. Şu günler geçsin daha güzel enerjilerle daha keyifli yazlar yaşayalım.

YORUM YAP

You don't have permission to register