banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

SAHNEDE TARİHİ BİR KOMEDİ VE POLİTİK BİR DRAM: “NEREDEYSE KADIN ELIZABETH”


Dario Fo’nun yazdığı, Füsun Demirel’in çevirdiği, yönetmenliğini Mehmet Arduç’un, kostümlerini Nalan Alaylı‘nın ve hareket tasarımını Bülent Develi’nin yaptığı “Neredeyse Kadın Elizabeth”i  Tiyatro Eylül Ateşi oyuncuları sunar… 

2004 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde kurulan Tiyatro Eylül Ateşi’nin 2021-2022 oyunlarından Neredeyse Kadın Elizabeth, 11 – 12 Ekim Pazartesi ve Salı günleri Tatavla Sahne’de oynuyor. Bu iki perdelik politik komedi oyunu ajandanıza not etmeyi unutmayın!

Yönetmen Mehmet Arduç aynı zamanda oyuncular arasında da yer alıyor. Arduç’a Merve Aral, Nur Eyşan Uygun, Yasin Osman Ertürk ve Taha Enes Çaydavul eşlik ediyor.


Elizabeth; Dario Fo’nun deyimiyle, bir ayna oyunudur. Kraliçe, Shakespeare’in kendisinin kararsız yönetimi ve baskıcı polis rejimi kurararak ülkeyi yönetmesiyle alay ettiğini, bunu da ünlü politik oyunu “Hamlet”le ima ettiğini düşünür Kraliçe; bazen erkeklere hükmeden, onları yöneten, bazen de erkek egemen kültürü içinde bir kurban olarak kalmış bir kadındır.
Oyun tarihi bir komedi ve politik bir dramdır. Oyunda yaşanan politik kavgalar, iktidar hırsı son derece güncel ve ülkemize yakındır. Yazar, güçlü politik mesajlarıyla seyirciyi güldürmeyi asla unutmazken Füsun Demirel’in çevirisi ile kendini bulmuştur.

Oyun ne anlatır? 
Sıradan bir kadının aşk, dostluk ve kardeş sevgisi ile feodal ve eril bir iktidar sahibi bir kraliçenin arasında ezilen ve deliren bir kadın Elizabeth…. Kendi isyancısına aşık ve iktidarın tek sahibi olmasına rağmen kedisini ataerkil kültürün, erkek egemen sistemin istediği kadın modeline uydurmak için her türlü acıya hazır. Aşığının onu beğenmesi için türlü “güzellik” işkencelerine katlanıyor. Tiyatroya ilgisi var fakat tiyatronun kendi iktidarını tehdit ettiğini ve Shakespeare’in metinlerinde kendisini hicvedip halkı isyana teşvik ettiğini düşündüğünden tiyatroya karşı savaş açıyor.
Kraliçe, kimseye tam olarak güvenmemesine rağmen aşkı gözünü o kadar kör ediyor ki danışmanları, akrabaları onun arkasından türlü dolaplar çeviriyor ve bunun farkına varmıyor. Farkına vardığındaysa bunun bedelini yine halka ödetiyor. Taht kavgasından dolayı kız kardeşi Mary’yi öldürtüyor. Kardeşini alt ettiği için kendisiyle gurur duyuyor ama Mary’nin hayalini hayatı boyunca ensesinde hissediyor. Dostları olsun istiyor ama yanında çalışanların dostu mu hizmetlisi mi olduğu ile ilgili sürekli ikilem yaşıyor.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media