Beyrut üzerine yazılmış Nizar Kabbani şiirleri

ajandakolik


Beyrut Limanı’ndaki patlamanın ardından şair Nizar Kabbani’nin Beyrut için yazdıkları yaslı kentin silüetinde yeniden beliriyor.

Arap şiirinin yol göstericilerinden Nizar Kabbani, aşk ve vatan şiirleriyle Cemal Süreyya ve Nazım Hikmet’tir, bir bakıma…  1967 Arap-İsrail savaşından sonra Arap şiirinde çağ açıcı bir rol oynamıştır. Eserleri pek çok dile çevrilen Türk asıllı Suriyeli şair, yazar ve diplomat Kabbani’nin Beyrut için yazdığı dizeler, aşka ve vatana dair yürek sızlatıcı.

Ve yıllar önce yazdığı satırlar, tam da iki gün önce yüzlerce kişinin öldüğü,  binlerce kişinin yaralandığı Beyrut’un kalbine oturuyor.

” Ne yapıyorsun pazar günü
var mı vaktin
incelemek için aşkı
denizi
kumsalı
güzel kelimeleri bu pazar
Var mı vaktin
gömmek için yüzümü saçlarına
gün boyu
Var mı vaktin karşılamaya beni
Var mı beni dinlemek için sabrın
yüzüm harap
ruhum harap
Ve cesetsiz bir baş gibidir beyrut
verebilir misin bana ellerini
hissetmem için ebediliği
var mı vaktin hüznüm için
beyrut katliamından sonra
bir pazar günüm olmadı hiç. ”

Ben Beyrut.
Yüzüklerini, bileziklerini, gerdanlıklarını suda yitiren su kraliçesi.
Ben Akdeniz’in ayak altına düşen incisi.
Ben mitolojinin civa ile zehirlenmiş mavi balığı.
Ben; ilencin, şeytanların, korsanların; denizcilerini boğazlamak, hazinelerini yağmalamak üzere kovaladığı gemi.
Ben particiliğin kazurat kanallarında yüzerken boğulup ölen suçsuz kız çocuğu.
Ben yavrularına fırından bir kilo ekmek alırken belinden hançerlediğiniz Şems (Güneş).
Ben Beyrut. Sizin mermi şeridiyle, ahşap tabutla, ölüm ilânıyla değiş tokuş ettiğiniz, hak etmediğiniz sevgi şiiri.
Ben Beyrut.
Arkeoloji ve kazı kitapları beni de Sodom’u, Ammuriye’yi, Pompei’yi, Agadir’i, Hiroşima’yı andığı gibi anacak. Allah’ın “pişmiş taşlar atan ebâbil kuşları” gönderdiği öteki kentler gibi.
Gelecek tarihçiler Lübnan Masadası’ndan, Yahudi Masadası’ndan söz ettikleri gibi söz edecekler. Bu Yahudi halkının temel bireşimine katılan intihar ukdesidir; onunla kendini çökertmeye, toplu ölüm deneyimine girmeye kalkışır.
Ben Beyrut. Gözyaşlarını sel etmiş gemilerin, kumlarına ölümün aşağıdaki şiiri yazdığı kıyının hatırladığı terk edilmiş liman:
“Bin dokuz yüz yetmiş beş yılıydı. Akdeniz’in omzuna güzel bir kadın uzanmıştı. Adı Beyrut’tu. Ailesi oybirliği ile onu particilik benziniyle yakmaya; benzersiz bir barbarlık ve vahşet töreninde küllerini denize savurmaya karar vermişti.”

Paylaş ki çoğalsın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Gülümse! Eisner Ödülü "Gülümse"nin yaratıcısı Raina Telgemeier'ın

“Gülümse” kitabının yaratıcısı Raina Telgemeier, çizgi roman dünyasının prestijli ödüllerinden iki Eisner Ödülü’nün sahibi oldu. “Gülümse, Kardeşim ve Ben, Hayaletler” gibi çoksatan grafik romanlarından tanıdığı Raina Telgemeier, çizgi roman dünyasının en saygın […]