Yeşilçam’ın aile filmlerindeki anıları, sırları, hiç bilinmeleri neler, hiç düşündünüz mü? Hakan Güngör’ün ‘Parola 555K’dan sonra kaleme aldığı ikinci kitabı ‘Biz Güzel Bir Aileyiz’ , tam da bu noktada devreye giriyor ve pek çoğumuzun kim bilir kaç defa izlediği bu filmleri mercek altına yatırıyor.

Yeşilçam’da çoğu kez ‘aile’ filmin ‘kahramanı’dır. Bu aile yoksul ama mutludur. Kitaba adını veren Yaşar Usta’nın sözlerindeki gibi “… güzel bir aile”dir. Aynı zamanda namusludur, vatanperverdir, haddini bilir, kaderine boyun eğer, acılarını sineye çeker ama “güzel”dir işte. Güzeldir ama imal edilmiştir. Türkiyeli aileyi yansıtmaktan çok bu ailenin kendini görmek istediği toplumsal birim imalatıdır. Çünkü daima mutlu son vaat eder; ağlatsa bile ‒ki kesin ağlatır‒ sonunda güldürür. Sinemanın eğlencesi de buradadır.

Kuşkusuz bu imalatın yapımcı ve yönetmeni Ertem Eğilmez ile onun ve ‒kitaba konu olan ve bu kitaptan sonra bambaşka bir gözle izleyeceğiniz‒ Türkiye sinemasının unutulmaz filmleri Sev Kardeşim, Yalancı Yârim, Oh Olsun, Mavi Boncuk, Bizim Aile, Aile Şerefi, Gülen Gözler ve Neşeli Günler’dir.

Ertem Eğilmez her seferinde aynı formülü uygular ve çoğu kez kendi hayatından parçalar koyar filmlerine. Yine de senaryoların oluşumu için izlediği bambaşka bir yolu vardır.

Adile Naşit, Münir Özkul, Tarık Akan, Kemal Sunal, Ayşen Gruda, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Şener Şen gibi oyunculardan ne yapar eder efsane bir kadro çıkarır ortaya ama Tarık Akan ile sinema sektöründe taşları yerinden oynatacak bir kavgaya tutuşur, Metin Akpınar ve Zeki Alasya ile yollarını ayırır.

Bu aile filmlerinde Atatürk’e ait bir ayrıntıyı ısrarla kullanır ama Nâzım Hikmet’in serbest bırakılması için toplanan imzaları kaybeder.

Bu filmler toplumdaki sınıfsal yarılmayı görünmez kıldı, kadının toplumsal konumundaki değişim isteğini ve mücadelesini yok saydı, hâlihazırdaki toplumsal düzeni ve yaşantıyı olağanlaştırdı, kaçınılmaz kıldı.

Hakan Güngör bize bu imalatın yapı taşlarını gösteriyor, çözümlemesini yapıyor.