Bundan birkaç hafta önce ‘Daha Da’ sergisinde tanıştım Sedat Girgin’le. Sergisini gezdirirken ve resimlerini tek tek anlatırken mütevazı tavrı ve neşeli sohbetiyle salonu dolduran kalabalığa esprili bir pazar günü yaşattığına kalıbımı basarım.   


Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu 

Bazı insanlar için “Çok yetenekli” demek, yeteneğini anlatmak  için epey yetersiz bir ifade olarak kalıyor. Onunla ilgili aklıma ilk gelen, 2010 yılında ‘Art Vespa’ tasarım yarışmasında tasarladığı Hot Vespa; dudak uçuklatacak cinstendi! Zaten birinci de olmuştu. Ama bu, onunla ilgili sadece küçüçük bir ayrıntı. Bugüne kadar pek çok çocuk kitabını illüstrasyonlarıyla şenlendirmiş, çizgileriyle bambaşka dünyaların kapılarını aralamış, o dergi senin bu dergi benim tasarımlarıyla okuyucuyu yolculuklara çıkarmış, büyülü bir el, göz, zihin Sedat Girgin. Ve bugün Ajandakolik’in konuğu…

Üçüncü kişisel sergin ‘Daha da’  henüz sona erdi. Nasıl geçti? Neden ‘Daha da’ ismini verdin?

Sergi benim için çok keyifli ve heyecanlı geçti. Çok sayıda kişiye ulaştı ve güzel etkileşimler oldu. Sergi isimlerini tam olarak sergiyi anlatmasa da bir giriş anahtarı olarak görüyorum. Bu da benim için öyle bir kelimeydi. ‘Daha da’ bir vurgu aslında, tam olarak anlamında olduğu gibi isteklerin, fazlalıkların, abartıların önüne koyduğumuzda anlamını daha da artıran bir kelime.


Sergini tanımlarken egolardan bahsediyorsun, hırslardan, toplumsal doyumsuzluklardan… Bunları resimlerinde nasıl dışa vurdun?

İnsan, doğası gereği egolarıyla yaşayan bir varlık. Hayvan gibi kürklü değil; çıplak ve seçtiği kıyafetten, su içtiği bardağa kadar seçimleriyle bir görünüş yaratan bir canlı. İnsanların dışarıya kendini nasıl göstermek istediği, kendi içinde yaşadıkları, doyumsuzlukları ve ayrıca maddiyat, kabiliyet, fiziksel görünüşleriyle gösteriş yaptıkları üzerinden yorumladığım bir sergi oldu.


‘Daha Da’da yer alan resimlerde el figürleri bir adım ön planda sanki. Aynı şekilde Instagram’da resim yaptığın bir videoda da çizmeye öncelikle ellerden başlıyorsun. 

Nereden başlayarak yaptığıma çok dikkat etmedim ama ellere önem verdiğim doğrudur. Ellerin de portreler kadar ifadeyi veren araçlar olduğunu düşünüyor ve bolca kullanıyorum.

Kullandığın malzemeler neler? Ve kendine bir stil ismi verecek olsan bu ne olurdu? 

Genellikle kağıt, kalem, mürekkep ve ıslak boyalar. Ticari işlerde dijital çizim araçları. Şu sıralar akrilik ve tuvaller… Ben ekspresyonist ressamlardan çok etkilendim ve kendi tarzımı da onlara yakın buluyorum.

Kaç yaşından beri resim yapıyorsun? Nasıl başladı hikaye?

Kendimi bildim bileli resim ve defter köşelerine çizim yapmayı çok severim. Kendimi görsel olarak ifade edebilen biriyim. Hikaye, 14 yaşında lisede Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümünü kazanmamla daha da alevlendi ve bugüne kadar geldi.

Sergide seni ziyarete gelenler arasında çocuklar da vardı. Çizdiğin kitapları imzalattılar sana. 

Profesyonel olarak 10 yılı aşkındır çocuk kitapları resimliyorum. 90’ı aşkın sayıda pek çok yayınevinde kitaplar resimledim.

Geçtiğimiz yıl Netflix’te yayımlanan ‘Maniac’ dizisi için çift algılı görseller hazırlamıştın.  Bu da bir proje miydi? O resimler neyi anlatıyordu? Diziyi beğendin mi? 

Evet, Netflix Türkiye için yaptığımız bir ajans işiydi, diziyi yayın öncesinde izlettiklerinde görselleştirme fikri olarak biraz zorlandım açıkçası. Çünkü bu projede çizim kalitesi dışında fikir çok önemliydi. Ajans çift algılamalı görselleri üzerinden ilerlemek istiyordu, ben de bundan yola çıkarak dizideki sahnelerin, mekanların çizimlerinin boşluklarına dizide bahsi geçen A,B ve C, haplarını yerleştirme fikrini buldum ve taslaklarını gönderdim. Kabul edildi, detaylı çizerek işi tamamladık.

Çeşitli dergilerde de işlerini görüyoruz. En son The Guide İstanbul’un kapak tasarımını yapmıştın, değil mi? Fesli bir adam vardı. İmzanı hemen tanımak mümkün bana kalırsa… Ne diyorsun? 

Evet The Guide İstanbul dergisinin beş yıldır kapak çizeriyim. Sürekli İstanbul ve turizm üzerinden ilgi çekici kapak fikri bulmak zorlasa da keyif verici bir iş. Çizer tarafında çizgi üslubunun tanınması keyif verici.

Contemporary Istanbul 2019’da eserlerini görebilme şansı elde edecek miyiz?

2014 yılından beri fuarda işlerim sergileniyor. Galerim bu sene de katılırsa ve ben yeni işler üretebilirsem neden olmasın…

Her gün bir şeyler üretiyor musun? 

Düşünmek de işin bir parçasıysa evet. Yaptığım işin gecesi gündüzü, hafta içi, hafta sonu olmadığından yoğun olduğum dönemlerde günde birden çok fazla iş çiziyor, düşünüyor olabiliyorum.

Masanın üzerini merak ediyorum. Bize masana anlatsana. 

Masam bir mağara gibi karanlık, küçük bir odada iki masa lambası ile aydınlanıyor. Üzerinde büyükçe bir ekran, kalemler boyalar, mini ajanda, klavye, mouse, çizim tableti dışında bolca üzerine çizilmiş üst üste kağıtların bulunduğu, kargo ile gelen resimlediğim kitap ve dergilerin biriktiği ahşap bir yüzey var. Masam benim fabrikam.

Eşin Gökçe İrten de senin gibi tasarımcı. O neler yapıyor? Ortak çalışmalarda buluşuyor musunuz? Ya da birlikte bir şeyler yapacak mısınız?

Evet, Gökçe bir yazar, illüstratör ve seramik sanatçısı. Aynı zamanda kolaj ağırlıklı işler üretiyor. Şimdilerde ortak çalışma olarak birlikte çocuk kitapları hazırlıyoruz. O yazıyor, ben resimliyorum.

Türkiye’de sanatçı olmayı değerlendirsen… Yeterince özgür müsün? Özgürlüğünü ifade edebiliyor musun?

Ben işlerimi istediğim gibi yapabildiğim sürece kendimi özgür ifade ediyorum. Ama maddi özgürlükler de bu iş için çok önemli. Türkiye’de bunu sağlamak, bir sanatçı için biraz daha zor olabiliyor.

Kendinle ilgili uçuk bir hayalin var mı?

Yaratıcı insanların hayalleri vardır, uçukluk kişiye göre değişir.

Dünyaca ünlü bir ressam olmak da istiyorsundur belki… 

İşlerimin geniş kitlelere ulaşması düşüncesi tabii ki güzel. Ama bu ün, işlerimle olacaksa olsun, beni tanımasalar da olur.

Resim yapmak dışında neler yaparsın? 

Birkaç yıl öncesine kadar müzik grubunda aktif olarak davul çalar konserlere giderdim. Bu aralar sadece resim var hayatımda. En üretken yıllarımı resim yaparak geçirmek istiyorum.

Ajanda tutuyor musun? 

Elbette tutuyorum. Siyah deri kaplı minik bir cep ajandam var. Yıllardır aynı markanın aynı ajandasını kullanıyorum ve üstüne yıllarını yazarak saklıyorum. İçinde yetiştirmem gereken işler ve günlük işlerimi, toplantılarımı hatırlatan notlar var.

Peki ya bu işi yapmasaydın nerede, ne yapıyor olurdun?

Mimar olmak çok isterdim. Mimariye ilgim var.

Sana ilham veren bir çizere, ressama ya da tasarımcıya teşekkür etsen bunlar kimler olurdu?

Neredeyse tüm ekspresyonist ressamlara olurdu. Beni çok etkilemiş ve halen çok etkileyen bir akım olarak sanatçılarına teşekkür ederim.