Söyleşi – Özden Karakışla: “Sıradan insanların daha etkili hikâyeleri var”

ajandakolik


Birbirimizi yıllardan beri tanıyormuşuz gibi masaya oturduk ve uzun bir sohbetin içine daldık. Günlük telaşlı işlerimizi bir kenara bırakıp geçmişi, anıları yad ederken yaşadıklarımızdan yenilenen ve her şeye rağmen yeniden başlayan iki kadındık. Sevgili Özden Karakışla ile masallardan tiyatroya uzanan “maskesiz” bir söyleşi.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

Kadın buluşmalarının bende ayrı bir yeri var. Hayata dair dertleri, tasaları, amaçları ve ne olursa olsun kuyruğu dik tutma çabaları olan kadınları pamuklara sarıp sarmalamak istiyorum. Hiç üzülmesinler, hep istedikleri şeyi yapsınlar, hep başarılı olsunlar ve hayat onları sevsin istiyorum. Çünkü ben de onlardan biriyim.  Oyuncu Özden Karakışla ile bir süredir birbirimizi tanıyıp bilsek de yüz yüze hiç bir araya gelmemiştik. Sonunda tanıştık ve önce sahnedeki ilk bebeği “Kadın Dilinden Masallar”dan sonra da yeni projelerinden konuştuk.

Özden Karakışla ismini ilk ne zaman, nerede duymuş olabiliriz?

Ailem ve arkadaş çevremde varlık gösterdiğimden beri. Tiyatroya dönüşüm olan 2017 yılından beri daha farklı çevrelerde tanınır oldum. “Kadın Dilinden Masallar”la sahneye çıktıktan sonra medyada da haberler çıkmaya başladı. Farkında olmadan başka bir kimlikle insanların zihninde yer etmeye başladım. İlk zamanlar alışamadım, ikinci kariyer, tiyatro falan dediklerinde ne oluyor diyordum içimden. Bu kadar değerli bir kimliğin içine henüz giremedim ama yavaş da olsa böyle algılanmak çok mutlu ediyor beni.


Sizi tanımayanlar, “Kadın Dilinden Masallar”ı hiç dinlemeyenlere kendi masalınızı anlatmanızı istesem bana neler anlatırsınız?

“Kadın Dilinden Masallar”da da söylüyorum, sıradan insanların, sıradanmış gibi görünen hayatların daha etkili hikâyeleri var. Benimki de öyle. Görünenle, görünmeyeni aynı olan bir hayatım vardı. İş güç, hayatın gündelik dertleriyle 25 yıl mutlu bir aileydik. 2016 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde tarihçi öğretim üyesi eşim Yavuz Selim Karakışla’yı aniden kaybettikten sonra içsel bir süreç yaşadım. Geçmişi güzellikleriyle geleceğe taşımaya ve  hayatı başka bir yerden tutmak için lise, üniversitede hatta ilkokulda da var olan tiyatro sevdama döndüm. Kaybettiğim soluğu başka bir yerde yeniden almaya başladım. Sadri Alışık Akademi oyunculuk eğitimini tamamladım. Kumbaracı 50’ de atölye çalışmalarında farklı oyunlarda oynayarak oyunculuğumu güçlendirdim. Seiba Hikaye Anlatıcılığı eğitimlerine katıldım. “Kadın Dilinden Masallar” tek kişilik oyunum 2017 yılında doğdu. Cep Sahne’de performanslara başladım ve düzenli oynamaya gayret ediyorum. Paris’te Marie Bell Tiyatrosu’nda Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle 2020 yılında tekrar oynayacağız.

“Kadın Dilinden Masallar”ın tanıtımında çok sevdiğim şair, yazar E.E.Cummings’in bir sözü var.

“Anlamını yitiren bir yaşamın temel sorunu, kendi yaşamının dansını yapamamaktır; ‘mış gibi’ yaşamaktır. Arayışa geçmek zamanı gelmiştir.”

Sizin -mış gibi yaşadığınız anlar oldu mu? Arayışa geçtiğiniz anlarda öyle mi yaşadınız?

Sevdiğim bir şarkı vardır: “Maskeli Balo”. Hepimizin hayatın değişik alanlarında kullandığımız birçok maskesi var. Ben kimim dediğimiz zamanlarda bile aslında hepsi biziz. Önemli olan, ne olursanız olun sahici olabilmek. Sahnede rolümüzü yaparken de yönetmenlerimiz “Taklit etmeyin, içeriden dışarı oyunculuk yapın, rolü kendinizde arayın bulun” diyor. Sahnede size ait olmayan en küçük bir şey, seyirci tarafından yakalanıyor ve sizle olan bağları koparıyor. Gerçek hayatta da öyle. Bize ait olmayan, yapıştırdığımız plastik her şey hemen anlaşılıyor. İçimizden gelen sahicilikle yaşamalıyız. Geçmişime baktığımda yaptığım seçimlerime ve koşullara göre her şey çok anlamlı ve sahici. Bugünüme baktığımda da aynı şeyi söylüyorum: “Hayat sana teşekkürler” diyorum.

Tüm bu masallar anonim aslında değil mi? Aralarından bize küçücük bir masal anlatsanız hangisini seçerdiniz?

“Kadın Dilinden Masallar” değişik coğrafyalardan derlenmiş, ortak dertleri benzer duygular olan kadın masallarından oluşmuş anonim bir performans. İnteraktif bir oyun, seyirciler de ben de çok keyif alıyoruz. Dertleşiyoruz, çok gülüyoruz. Eğlenmezseniz sahne olmuyor.

Klişe bir cevap olacak belki, masallarımın hepsini seviyorum. Ama çok eğlenerek anlattığım, seyircilerin de çok eğlendiği masal “Hangisi Kocam” masalı. Eş olarak kimi seçersiniz diye düşündüğümüz, güldüğümüz bir masal.

Sahnede bir başınasınız. Daha önce tam anlamıyla profesyonel anlamda sahne deneyimi olmayan biri için (Tiyatro kulübündekileri es geçersek)  başta zor olsa gerek. Ne dersiniz?

Evet sahnede tek başımayım ama fikir aşamasından beri bana destek olan Sadri Alışık Akademi’den hocam, değerli oyun yazarı ve yönetmen sevgili Gökhan Erarslan, sahne gerisinde sanat danışmanlığı anlamında destek oluyor sağ olsun.İlk başlarda tamamen duygusaldı ve sahne büyüsüne kapıldığım için zor gelmiyordu. Hatta ne var canım diyecek kadar aşırı özgüvenim vardı. Sonra işin detaylarını, oyunculuk ve sahne bilgilerini öğrenmeye başladığım zaman daha zor gelmeye başladı. Bilmediğim ne çok detay varmış meğerse. Shakespeare’in Hamlet oyununda dediği gibi “Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi: Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor.”
Şimdilerde çok daha temkinliyim ve tedirginim.

Kadınların sinek gibi öldürüldüğü bir üçüncü dünya ülkesinde yaşarken kadın olmanın anlamını size sorayım. Aynı zamanda bir kız annesi olarak tüm bunları izlerken neler düşünüyorsunuz?

Kadın olmanın ötesinde insan olarak mümkün mü kayıtsız kalmak. Hele ülkemizde kadın olmanın anlamı insanca yaşayabilmek olunca çok üzücü. Kızım Yağmur Karakışla, Paris Pantheon Assas’da hukuk okuyor. Hukuk tercihinin en önemli nedeni yaşadığımız bu coğrafyada hayatın her alanında yaşanan adaletsizliğe duyduğu öfke. Yeni kuşaklar için daha ümitliyim, ve biz de onların yaşayacağı bu dünyaya bir nebze de olsa iz bırakabilirsek, ne mutlu bize.

Günümüzde en çok kaybedilen duygu ne sizce?

Sahicilik ve samimiyet. Ne çok bize ait olmayan perdeler kullanıyoruz hayatlarımızda. Yüzümüzü, hayatlarımızı, duygularımızı perdeliyoruz ve korkuyoruz kendimiz gibi olmaktan.  Sonrasında da kendimizi nasıl buluruz diye terapistlere, yaşam koçlarına koşuyoruz.

Oyunculuğa profesyonel anlamda adım atmadan önce sizin bir de reklam pazarlama yönünüz var. New York State Binghamton Üniversitesi’nde Pazarlama eğitimi almışsınız. Bu eğitimin oyunculuk kariyerinize de bir etkisi olduğunu söyleyebilir miyiz?

Haklısınız. Evet mesleki kariyerimi reklam ve iletişim sektöründe yaptım. Müşteri İlişkileri bölümünde çalıştım. Hedef kitle analizleri, geniş kitlelere  sunumlar yapmak, muhakkak çok şey kazandırdı. İş dünyası da başka bir sahne aslında. Hiç sahne korkusu yoktur bende, belki mesleğim sayesinde sahne korkumu yendim. Şu anda da mesleğime severek devam ediyorum. Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi’nde çalışıyorum.

ArtNiyet gösteri grubu
www.artniyet.net 

Duyduğuma göre yeni projeler yolda. Hadi yeni şeylerden konuşalım…

Çok heyecanlı günlerdeyiz. Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken tiyatro klübumuz BÜO’da birlikte tiyatro yaptığımız bir grup arkadaş ArtNiyet gösteri grubu kurduk. Yönetmenimiz, Boğaziçi Üniversitesi’nden arkadaşımız, değerli tiyatro insanı Kerem Kurdoğlu. Tiyatro dünyasında  önemli işlere imza atmış  sahne arkası ekibimiz var. Bizler, Aygen Tezcan, Aydın Soysal, Aykut Altın, Aslı Eraltan, Hasan Uzma ArtNiyet’in oyuncularıyız.

“Modern Tiyatro Klasikleri 1” adıyla Ionesco’nun yazdığı “Kel Şarkıcı”yla sahnede olacağız.

En yakın zamanda size nerede izleyebiliriz?

21 Kasım’da “Kel Şarkıcı” ile Boğaziçi Üniversitesi’nde prömüyer yapacağız. 30 Kasım Saint Pulcherie Sahnesi’nde, 11 Aralık’ta ise Moda Sahnesi’ndeyiz. Sezonda da Moda Sahnesi’nde devam edeceğiz. Umarım ve diliyorum nice yıllar yeni oyunlarla yola devam edelim.

Ajandakolik’in klasik bir sorusu var. Tuttuğunuz bir ajandanız veya not defteriniz var mı? Varsa içinde neler var?

Not defterim yok, ama geleceğe taşımak istediğim anılarımı  bana hatırlatacak objelerin bulunduğu bir çekmecem var. Gidilen bir restoranın peçetesi, hediye ambalajı, seyahat bileti, tiyatro broşürü, uzak diyarlardan getirilen bir taş gibi… Bunların içinde dönem dönem yazdığım not kağıtlarım  da var. Bir tür Pandora’nın kutusu sanki!

Başarı için bir tanım yapacak olsanız bu ne olurdu?

İstemek ve odaklanmak. İstemediğim hiç bir şey olmadı, olamadı. Gönül o kadar güçlüdür ki, istediğinizi ancak onunla yaparsınız. Akıl da yoldaşı elbette.

Peki, masalların sonu hep mutlu sonla mı biter ya da bitmeli?  

Hayat gibi masallar. Mutlusu da var mutsuzu da. Bazen mutsuz bir masal başka bir masala bağlanır, sonu mutlu biter.

Next Post

Rock tarihinin müstesna çocukları: The Grateful Dead

İlginçtir, müzik tarihinin en özgün ve dayanıklı rock gruplarından The Grateful Dead hakkında Türkçe bilgi bulmak pek mümkün değil. Saygın müzik listelerden aylarca düşmeyen “American Beauty”, “Blues For Allah” ve “Workingman’s Dead” gibi albümleriyle hatırladığımız efsanevi grubun ortaya çıkışı, dile kolay yarım asırı geçti. Güzel bir tesadüf üzerine kurulan ve […]

Bizi takip edin