B Planı’nı unutun.
Çünkü artık her şey A PLANI!

Başarılı davulcu Kerem Sedef, ilk solo single çalışması ‘ A Planı’yla karşımızda… Üstelik bu defa şarkı söylerek, ‘aynadaki adam’a seslenerek…

 

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

 

Türkiye’nin önemli davulcularından biri o. Ayna, Gripin, Mehmet Erdem, Funkİstanbul, Sinan Erkoç gibi isimlerle çalıştıktan sonra ismini Model grubuyla hafızalara kazıdı. Grup dağılınca o da kendi yoluna bakanlardan… Aralık ayının ortalarında davulcu kimliğinden ziyade mikrofonun ardındaki isim olarak karşımıza çıktı.
İlk solo single’ı ‘A Planı’ ile planlarını sürekli erteleyenlere bir motivasyon şarkısı ithaf eden Kerem Sedef, planları ve kendine has yaşam tarzıyla Ajandakolik’te.

Biz seni en çok da Model’in davulcusu olarak bilip tanırken sen şimdi bir single’la geldin. Sesini duyurmak ‘A Planı’n mıydı?

Son 20 küsur yıldır davul çalıyorum. Aşık olduğum ve sanırım ölene denk yapacağımdan emin olduğum tek şey davul çalmak. Model dağılınca sektörden biraz elimi ayağımı çektikten sonra müziğe geri dönmek için yeni bir arayış içindeydim. İşte tam bu dönemde, bu single fikri ortaya çıktı ve çalışmalara başladık. 

Peki davul çalmak artık B planın mı? Bundan sonra Kerem Sedef ismini ‘şarkıcı’ olarak mı duyacağız?

Müziğin her alanına sataşmayı seviyorum. Davul kesinlikle bir plan değil, kocaman bir başlık benim için ve hayatımın sonuna kadar hiç bir yere gitmeyecek. Müzik için yaptığım ve yapacağım şeyler de birer ‘B, C, D Planı’ değil.

“ENGELLERİ ZAMAN KOYMUYOR, BAHANELERİMİZ KOYUYOR”

Şarkının sözleri bir hayli motive edici. İnsanın kendine inanması ve içindeki büyüyü bulması gerektiğine dair notlar var.  Günlük hayatta her şeyi erteleyenlere bu şarkının bir hediye olduğunu söylüyorsun. Yapmak isteyip de ertelediklerimizi ‘A Planı’nda nasıl tutacağız peki? Zaman önümüze engeller koyuyor durmadan… Sen bunun formülünü bulabildin mi?

Bana kalırsa önümüze engelleri zaman koymuyor, bizler koyuyoruz, bahanelerimiz koyuyor. Bıraksanız aşırı tembel olabilecek bir yapıdayım ben ama kendime belli zorunluluklar belirliyorum ve böylece çalışmak zorunda kalıyorum. Zorunluluklar bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyor. Öncelikleri belirlemek, kısa ve uzun vadeli hedefler koymak ve gerektiğinde ego yapmadan profesyonel destek almak gerekiyor.

Peki Model’le geçirdiğin günleri özlüyor musun?

Özlemekten ziyade biriktirdiğim çok güzel anıları, askerlik anısı gibi paylaşmayı seviyorum. Ayna, Gripin veya barlarda çaldığım dönemler de öyle. Bitmesini ister miydim? Sanmıyorum ama neticede bu single ve daha yeni bir sürü macera bu sayede başladı. Eminim yenileri de başlayacak. 

Ufukta yeniden bir grupta çalmak var mı?

Övünç Dan ile kurduğumuz Gaddar adlı grubumuz var. Albüm kayıtlarına başladık. Nisan ayında bir single yayınlamıştık, bu ayın sonunda bir Barış Manço cover’ı olan yeni single’ımız yayınlanacak. Keyifli ve heyecanlı gidiyor, tabii farklı isimlerle farklı işler yapmaya daima açığım.

Davul dışında çaldığın başka bir alet?

Tamamen hakim olmasam da biraz piyano çalabiliyorum, 2019 hedeflerimden biri kendimi bu konuda geliştirmek.

Hep merak etmişimdir, o kadar güçlü bir müzik enstrümanını çalarken insan bir şey düşünebiliyor mu o an? Yoksa ful konsantre davulda mısın?

Ben davul çalarken düşünmeye başladığım zaman hata yapıyorum. Sahnede çok interaktif davul çalan biriyim. Seyirci ile sürekli, bir şekilde temas halindeyim. Kendi başıma çalıyorsam çamaşır makinesini çalıştırdım mı falan gibi şeyler düşünüyorum. Hatta bir konser mekanında davul, bir girintinin içinde kalıyordu ve kimse ile temas edemediğim için canım sıkılıyordu. Bir gün Fatma Turgut beni konserde telefondan YouTube videosu izlerken yakaladı. Bu arada çalıyordum, şoke olmuştu. Aynı mekânda konsere gelen arkadaşlarıma mesaj attığımda onlar da aynı tepkiyi veriyordu. Çalarken video, selfie çekebiliyorum.


“VIKINGS DİZİSİNİ İLK İZLEDİĞİMDE ‘AA BU ADAMLAR AYNI BEN’ DEMİŞTİM”

Klibi izleyince ve sosyal medyanı biraz ‘stalk’layınca görüyoruz ki Kerem Sedef sporda da çok aktif biri. Neler yapıyorsun; biraz anlatsana…

Sürekli değişiyor aslında. Farklı disiplinleri denemeyi çok seviyorum. Şu sıralar ağırlık çalışıyorum ve
Brazilian Jiu-Jitsu yapıyorum. Hep bir dövüş sanatı öğrenmek istemiştim, sonunda başadım. Balaban Jiu-Jitsu takımında antrenmanlarımı yapıyorum. Hatta bu sene bir iki turnuvada şansımı denemek istiyorum. Onun dışında Okan Sungu ile ‘plyometric’ antrenmanlar yapıyorum. Bu tamamen çevikliği ve özellikle zıplama becerisini geliştiren bir antrenman türü ve 36 yaşında smaç basmama bir iki santim kaldı. Olduğum yerden 120 santim yüksekliğinde bir yere zıplayabiliyorum mesela. Bodybuilding de vazgeçemediğim ve sürekli dönüp dolaşıp kulaklığımı takıp tek başıma meditasyon gibi yaptığım bir antrenman türü.


(Biri ‘Vikingler’ dizisinden bir kare ve diğeri Kerem Sedef’in bizzat şahsen kendisi.)

Sana bakınca bu adamın Türk olma ihtimali hiç yok diyorsun. Nordik bir havan var. Vikingler soyundan mı geliyorsun acaba?

Espri olarak hep söylüyorum “Sekizde bir vikingim” diye… Kökenlerimde olabilir, bilmiyorum. ‘’Vikings’’ dizisini ilk izlediğimde ‘’Aa, bu adamlar aynı ben’’ demiştim.

‘Vikings’ demişken… Dizilerle aran nasıl? Netflix yapımlarına gönlünü kaptıranlardan mısın sen de?

Severim dizi izlemeyi. İyi bir dizi izlerken hem kaliteli zaman geçirir hem de dinlenirsiniz. Fanatik olmasam da takip ettiğim belli başlı diziler var. Bu arada Netflix dizilerinden çok belgeselleri ile kalbimi fethetmiş bir platform.

Spotify’daki listeni sorsam… Orada neler var?

Şizofren bir dünya. Bunu laf olsun diye değil, gerçekten öyle olduğu için söylüyorum: Çok farklı tarzlarda müzik dinliyorum. Koyu bir hiphop dinleyicisiyim, babamın çocukluktan beni eğittiği bir funk, R&B altyapım var. Metalcilik zaten vazgeçilmez, elektronik müzik de seviyorum. Zaman zaman DJ kabinine geçiyorum. Hal böyle olunca karmakarışık bir dünya var. ‘’Ksthepanda’ hesabımda dört beş tane açık playlist var, göz atmak isteyen bir uğrasın.

Müzik hayatının gerilerine gidelim. İlk kaç yaşında müzikle gerçek anlamda uğraşmaya başladın?

Babamın çocukluğumdan hatta bebekliğimden beri bu işte katkısı inanılmaz. Çok iyi müzik dinlenen bir evde büyüdüm. Lise yıllarında Murat Başdoğan (Gripin) ile davul hayatım başladı. Okul grubumuzla verdiğimiz konserler ve o zaman yaptığımız provalar bugünün altyapısıdır.

Galiba babaların müzik konusunda üzerimizdeki etkisi kaçınılmaz. Peki müzik dışında başka bir işle uğraştın mı?

Mimarlık mezunuyum, okul sonrası biraz bulaşmaya çalıştım ama zaten üniversitedeyken hali hazırda davul çalıyordum. Onun için gönlüm başka yerlere kaymadı.

Seni büyüten, geliştiren müzisyenler kimler? Galiba bunlardan biri Michael Jackson.

MJ kesinlikle bir numara. Hayatımın her döneminde farklı bir şey keşfettim onunla. Her yaş dönemimde bana yeni şeyler öğretmiştir. Babamların ben çocukken bir grubu vardı ve en yakın arkadaşlarından biri olan Tekin amca davulcuydu. İlk davulcu idolüm odur. Muppet Show’daki Animal ve John Bonham hemen onun arkasından gelirler. Bugüne kadar sahne paylaştığım herkes, müzisyen olarak gelişmemde, ilerlememde büyük rol oynamıştır.

Dövmelerinin sayısını sorsak…

Çok! Gerçekten bilmiyorum ve artmasını umuyorum zaman içinde. 50 yaşımda bile dövme yaptırmak istiyorum.

Ajanda ya da not defteri tutuyor musun? Eğer varsa içinde neler var?

Evet. İçinde planlar, projeler, yapılacaklar listesi, hayaller, diyet döneminde yediklerimin takibi, antrenman programlarım var. Tıpkı Spotify listelerim gibi.


“SOSYAL MEDYADA YOKSAN HAYATTA DA YOK SAYILIYORSUN”

En son hangi etkinliğe gittin?

DasDas’ta ‘Timsah’ isimli bir oyuna gittik ama beklentimi fazla mı yüksek tuttum bilmiyorum, salondan pek mutlu ayrılmadım. Emeğe saygı duysam da klişe yüklü ve sıkıcı bulduğumu söylemeliyim. Öte yandan Rafael Cerato’nun DJ performansını izledim, başarılıydı. Bir de Gaddar konserimizden sonra Sülfür Ensemble vardı, çok iyiydi.

Sosyal medyanın bu kadar aktif hayatımızda yer etmesinden memnun musun? Seni de hakimiyeti altına aldı mı?

Artık biriyle tanıştığında telefon numaran veya mail adresin yerine instagram hesabının istendiği bir dönemde yaşıyoruz. Herkes mikro zamanlarını paylaşmanın doruğunda yaşıyor. Bence her şey çok güzel başlasa da bu iş rahatsız edici bir yere doğru gidiyor. Ne yazık ki çoğu şey oradan yürüyor ve eğer sosyal medyada yoksan hayatta da yok sayılıyorsun. İşler bile oradaki varlığına göre şekilleniyor. Ben de işim gereği Instagram kullanıyorum ama sınırlarımı koymaya özen gösteriyorum.

Son olarak bir single çıktı, ikincisi, üçüncüsü gelecek mi; bekleyelim mi?

Kesinlikle! Eylemlerim devam edecek. İkinci single için tarih şu sıralar belirlenecek. Belki bir albüm çalışması gelir. Sahnede şarkılarımı söylemeyi istiyorum, bunun için de çalışıyoruz.