Fotoğraf: Merve Terzioğlu


Neredeyse 10 yıldır tanıyorum Güneş’i. Çok sık bir araya gelemesek de müziğine verdiği emeği biliyorum, görüyorum, hissediyorum. Su gibi sesi, peri gibi görünümüyle zamanın karmaşasına tezat oluşturuyor sanki. Son dönemde üst üste çıkardığı single çalışmaları ve konserleriyle ismini iyice duyurmaya başladı. Gurur duyduğum bir kadın var bugün karşımda. Tatatatammmm…
Güneş Özgeç, Ajandakolik’te.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

Bu söyleşiyi yapmanın en güzel yanı hiç kuşkusuz üç yıl aradan sonra bıraktığım yerde, Moda’da Güneş’i görmekti. Önce arkadaşlığımızı koyduk masaya sonra müziği, emeği, düşleri… Onunla ilgili bilmeniz gereken çok şey var. Mesela yedi yaşından beri seslendirme yapıyor,  televizyon için şarkılar söylüyor. 11 yaşında konservatuvara giriyor ve sonrası hep müzik… Öğrendim ki 2019’un sonunda nihayet solo albümü geliyor.  Bu aradalar ‘Ayda Bir Güneş’ ismini verdiği muhabbetli konser serisinde genç müzisyenleri ağırlıyor.
Sözü daha fazla uzatmadan… Güneş Özgeç’le henüz tanışmadıysanız daha fazlası için böyle gelin.

Güneş Özgeç… Adın gibi parlıyorsun bu yıl. Arka arkaya çıkardığın single’lar giderek çoğalırken hayran kitlen de arttı. Şarkılarının türü için ne diyebiliriz?

Kendimi bir tarzla sınırlamak istemiyorum; pop, caz, yerel… Öğeleri yerine göre çekinmeden kullanmayı seviyorum. Tarzlar arası farklılıkları belli bir çerçevede toplayarak öykümü öne çıkarmayı da… Yeni gelecek teklim ‘Düş’te de beklenmedik ögeler olabilir.

Seni tanımayanlar tanısın diye kendini beş cümleyle ifade eder misin bize? Kimin nesisin, ay mısın güneş misin, nereden gelip nereye gitmektesin?

İstanbullu müzisyen bir kadınım.

Doğayı, aşkı, sanatı severim.

Bazen ayım bazen güneş; bir ağlarım bir gülerim.

Yolumda gider, geçmişi özler, geleceği düşlerim,

Çalgımı çalar, türkümü söyler, gerisini boş veririm.

En çok hangi şarkını sevdi insanlar? 

Yayınlanmış üç şarkı arasından Ikaria en çok sevilen sanırım, en azından Spotify’a göre böyle. Henüz yayınlanmamışlar, konserlerde söylediklerimn aralarında ise ‘Düş’ ve ‘An’ seviliyor diyebilirim.

Instagram’ı sık kullananlardansın. Özellikle hikayen epey zengin. Bir de “Sevgili Hikâyem” diyorsun ya, seviyorum onu. Sence bu Instagram çılgınlığı daha da uzun yıllar devam edecek mi? 

Şarkılarımı tanıtmak adına kullanabileceğim bir kanal olarak görüyorum Instagram’ı, “Sevgili Hikâyem” de “Sevgili Günlük” gibi bi’şey herhalde, kendiliğinden çıktı ve kaldı. (Ben de seviyorum.) Instagram’ın ne kadar süreceği ya da üstüne ne ekleneceği gibi konuları da hiç düşünmüyorum; şarkılarımı ve öykümü paylaşabileceğim tüm kanallara açığım.

Peki kendin için Instagram ünlüsü de diyebilir misin? Pek çok anını sen de paylaşıyorsun ve takipçi sayın da şarkıların gibi artıyor.

Diyemeyiz bence; takipçilerim şarkılarımı dinleyen, hikâyemi merak eden insanlar. Influencer ya da Instagram ünlüsü olmak ise çok farklı bir şey bence; yaşam tarzın, kullandığın ürünler… Bunlarla dikkat çekiyorsun ve bunu bir iş olarak sürdürüyorsun. Benimkinden tamamen farklı.

Çok ünlü olmak gibi bir arzun, hayalin var mı?

Şarkılarımın bir ağızdan söylendiği konserlerde buluşmak hayalim.

Yeni bir şarkı var mı yolda? 

‘Düş’ geliyor yakında, epey heyecanlıyım. Yıl sonunda da albüm.

Aaaa bunu duyduğuma sevindim! Bir yandan  cover parçalar da söylüyorsun. Ben bunlar arasında en çok Marc Aryan’ın Moda Yolunda’sını seviyorum. Başka hangi şarkıları coverladın?

 YouTube’takilerin yanı sıra konserlerde de coverladığım birçok şarkı var; ‘İstanbul Hatırası, Just The Two Of Us, Pasatempos, Önceleyin’ birkaç farklı örnek olabilir bunlara. Hepsini burada saymak zor olur ama en sevilen ve şaşırtıcı olan Ezhel’in ‘İmkansızım’ı. Telefonları çıkarıyorlar hemen. (Gülüyor.)

Bir de yeni bir projeye başladın. Adı sanı pek güzel, cuk oturmuş sana: Ayda Bir Güneş. Galiba 24 Nisan’da yine Nayah’ta sohbetli muhabbetli, şarkılı türkülü bir buluşma olacak. Bu defa da konuğun Gülin olacak, değil mi? 

Menajerim Uğur Yüksel’in buluşuydu bu muhabbetli konser fikri, ismi de benim ağzımdan döküldü ve beraber içeriği oluşturduk. Nayah ev sahipliğinde Mart ayında ilkini gerçekleştirdik. Burada anafikir, kendi şarkılarını yazan yeni dönem müzisyenleriyle hem muhabbet hem de birbirimizin şarkılarına sesimiz / sazımızla eşlik etmek. Sahnede olanların da, seyircinin de evinin salonundaymış gibi rahat ve sıcak hissedeceği bir dünya yaratmak istedik. Ben çok memnunum bu projeden; yolumda yalnız olmadığımı hissettiriyor bana, yoldaşlarımla kol kola girmeme önayak oluyor. İlk konuğum Batuhan Polat oldu, provalar hem eğlenceli hem besleyici oldu benim için. Batuhan’ı tanıdığım için çok mutluyum. Söylediğin gibi ikinci konuğum da Gülin olacak. Üçüncüsü ise 29 Mayıs’ta Kalben. Gülin’le de provalara başladık, şarkısı güzel olanın kendi de güzel oluyor. Bunu anladım bu buluşmalardan.

Müzik piyasasını senin gibi yıldızı parlamakta olan bir müzisyene sorsam… Nasıl değerlendirirsin? Artık çok az insan CD çıkarıyor. Single’lar havada uçuşuyor.

Bir plak şirketine bağımlı kalmadan şarkılarımızı, albümlerimizi özgürce paylaşabiliyoruz ve tüm kontrol bizde oluyor, bu açıdan çok olumlu buluyorum. Tabii olumsuz ya da dezavantaj gibi görülebilecek durumlar da olmuyor değil ama her zaman iyi ve kötü birlikte değil midir zaten?


Sen ayn
ı zamanda müzisyen bir babanın kızısın; Ömer Özgeç’in. Benim için baba kız ilişkileri hep merak konusu olmuştur. Babanın müzik genleri sana da geçmiş. Onu anlatsana biraz bize… 

Babam çok beğendiğim bir müzisyen ve yazar; çağdaş şairlerin şiirlerini besteliyor ve hayatını buna adamış biri, aynı zamanda da yazılar yazıyor. Onun yazdıklarını babam yazdığı için değil, çok beğendiğim için paylaşıyorum açıkçası, şarkılarını da öyle… Müzik genleri konusu için de şunu söyleyebilirim; ben konservatuvarda okudum biliyorsun, yoğun bir eğitim aldım, keman çalmak genlerle geçmiyor maalesef. (Gülüyor.) Ama şunu diyebiliriz sanırım: Üzüm üzüme baka baka kararır.

Sonbahara şarkı yazan bir kadından bahar şarkısı da bekliyoruz. Çiçeklendirsene bizi. Hazır bahar tam da gelmişken… 

Önce ‘Düş’lerime daldıracağım sizi sonra şöyle bir sallayıp yaza fırlatacağım!

Doğallığın da şarkılarına yansıyor. Sen kimlerin yolundan gittin ya da senin yoluna kimler ilham oldu bugüne kadar?

Başta babam sanırım ama aslında dinlediğim, okuduğum, gördüğüm her şey ilhamım elbette. Bunun yanında Kimya Dawson’ın şarkılarını dinlediğimde çok hoş, sade ve iddiasız oluşları hoşuma gitmişti, ben de böyle şarkılar yapmalıyım demiştim.

Gitar mı keman mı? İkisini de çalan bir müzisyen olarak bize Güneş‘in kelimeleriyle tanımlar mısın bu iki müzik aletini?

Ben keman ve viyola okudum okulda ve piyano eğitimi de alıyoruz yardımcı çalgı olarak. Gitarı ise anca tıngırdatıyorum diyebilirim henüz. Daha çok yeni hayatımda ama çok seviyorum. Keman solo çalgıdır, melodiyi çalar yani şarkı söyler, şarkı söylerken bana eşlik etmesi zordur. (İmkansız değil tabii.) Gitarı ise bana eşlik etmesi için kullanıyorum. Yeni alışıyoruz birbirimize ama babam çaldığı için yani çocukluğumdan beri evde olduğu için onunla kolay kaynaşıyoruz.

Ajanda ya da defter tutuyor musun? 
 
Bir şarkı yazarının defter tutmadığına inanmak zor. (Gülüyor.) Bir sürü defterim olduğu gibi her sabah bir meditasyon olarak yazı yazıyorum uyanınca. Yani defter, kalem çok bende. Sabahları yazdığım defterimi bir kenara bırakırsak tabii ki şarkı sözleri, şarkısını yazmak istediğim anın duyguları, şiirler, sözcükler var defterlerimde.

Bu arada önümüzdeki günlerde nerelerde ne zaman konserlerin var?diye soracağım ama 3 Mayıstakini biliyorum. Önemli bir konser hatta bu. Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Merkezi ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneğinin müzikseverleri şiddete karşı bir araya getirmeyi amaçladığı ‘Değişim Müzikle Başlar!gecesinde sahne alacaksın. Biraz bundan bahseder misin?

Benim için birçok açıdan heyecan verici ‘Değişim Müzikle Başlar’ etkinliği. Bu oluşuma  katkıda bulunma şansı beni çok mutlu ediyor ve onurlandırıyor. Cinsel şiddet ve şiddetsizlik ile ilgili söylenecek çok şey var, bunları düşünüyorum sürekli. Az konuşulan, çok konuşulması gereken, konuştukça iyileşebileceğimizi düşündüğüm konular…

Bu söyleşi bittikten sonra ne yapacaksın? 

Çekilen fotoğraflarımıza bakacağım. (Gülüyor.)