Hep gülümseyen, hep içi içine sığmayan bir kadın, Çiçek Dilligil. Enerjisiyle insana hayat verenlerden. Geçtiğimiz aylarda basında çıkan ‘mucize değişimi’yle gündeme gelmiş ve yeni görünümüyle çok konuşulmuştu. Bu defa Ajandakolik’e ismiyle müsemma oyuncu Çiçek Dilligil’i konuk ettik.


Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

 

Yıllardır tiyatro sahnelerinde. Şu sıralar, daha önce de pek çok defa sahnelenmiş bir tiyatro oyunuyla seyirciyi selamlıyor. Başrollerini Bekir Aksoy, Mert Asutay ve Yasemin Hadivent’le birlikte oynadığı bu delidolu, çılgın, romantik komedi bir ‘bavul’ dolusu kahkayı beraberinde getiriyor. ‘Bavul’un ana karakterlerinden birine hayat veren Çiçek Dilligil’le konuştuk.

Şu aralar ‘Bavul’ isimli oyunla yeniden sahnelerdesiniz. Senaryosunu Sam Bobrick’in yazdığı bu komedi oyununun konusu bir hayli sevimli. Sizden dinleyelim…

Aslında pek çok kişinin başına gelebilecek bir hikayesi var. Bavulları karışan  birbirinden çok farklı iki kişinin tanışmasını ve daha sonrasındaki ilişki durumlarını, aşkın farklılıkları nasıl ortadan kaldırdığın konu alan bir oyun. İzlemeyenler için daha fazla detay vermeyeyim.

Evet evet, devamını sahnede izleyelim. Oyunun müziklerini de eşiniz Bora Öztoprak yaptı, öyle değil mi?

Evet. Müziğin, tiyatro, sinema ve dizi için oldukça önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum. Bizim oyunumuzda da müzik konusunda emin ellerde olduğumuz için şanslıyız. Torpil yok!

Yakın zamanlarda nerelerde oynayacak ‘Bavul’? Galiba ufukta turne görünüyor.

Yoğun bir turne programımız var gerçekten. İstanbul’da ve birçok şehirde oynadık ve oynamaya devam ediyoruz. Turne programlarını yapımcımız KarArt Kültür Sanat ‘ın internet ve sosyal medya hesaplarından takip edebilir, tiyatroseverler.  Bizler de sürekli güncel programı paylaşıyoruz.

İnsanın babası Avni Dilligil, annesi Belkıs Dilligil, teyzesi Mualla Kavur, eşi Renan Fosforoğlu, halası da Aliye Rona olunca, oyuncu olmaz kaçınılmaz mıydı hayatınızda?

Sanırım evet. Ben gözümü kuliste açtım diyebilirim. Zaten oyuncu olmak istiyordum. Başka bir mesleği seçmek gibi düşüncem ve isteğim olmadı.

Oyuncu olmasaydınız hangi yoldan gitmeyi tercih ederdiniz peki?

Sanırım turizm veya organizasyon işleriyle ilgilenmeyi tercih ederim.

Yakın gelecekte başka projeler var mı? Bir sinema filmi mesela?

Şu anda okuduğumuz bazı projeler var ancak henüz netleşen bir durum yok.

Sahne korkusu hiç yaşadınız mı ya da yaşıyor musunuz? Eğer yaşıyorsanız bunu yenmek için yaptığınız bir şeyler var mı?

Sahne korkusu hiç yaşamadım. Ama hâlâ sahneye çıkmadan önce heyecanlanırım. Zaten heyecanımızın olmadığı gün bence bu işi bırakmalıyız.

Ben sizin ‘Minik Cadı’ filminizi hiç unutmuyorum. Oyunculukta ilk deneyiminiz miydi? Kaç yaşındayınız o filmde?

Evet ilk deyemimimdi. 6 yaşındaydım.

‘Minik Cadı’da büyükanneyi Adile Naşit oynuyordu. Hatırlıyor musunuz onu? Daha sonra bir araya gelme şansınız oldu mu?

Hatırlamaz olur muyum? Benim Adile teyzemdi. Annemle birlikte turnelere giderdim. Çok keyifli anlardı benim için. ‘Minik Cadı’ filminden sonra pek çok defa bir araya geldik.

Bu aralar verdiğiniz kilolarla konuşuluyorsunuz. Üç ayda 30 kilo verdiğiniz yazılıp çizildi. Nasıl oldu bu?

Mide küçültme ameliyatı oldum. Ve bu ameliyatın ardından beslenmenize dikkat etmek ve düzenli spor yapmak çok önemli. Ben bu yoğun tempoma rağmen sporu asla aksatmıyorum.

Sosyal medyanın bu kadar aktif kullanıldığı günümüzde telefona bu derece bağımlı olmayı nasıl karşılıyorsunuz?

Ben de aslında kendim için bağımlı diyebilirim. Ama tabii ki yine de abarttığımı düşünmüyorum. Belli ölçülerde olacak şekilde tecrübe ve düşüncelerimi paylaşmayı seviyorum. Takip edenlerimden aldığım geri dönüşler de beni bu konuda teşvik ediyor. Günümüzde artık her şey sosyal medya üzerinden oluyor; e biz de ona ayak uyduruyoruz.

Ajanda ya da defter tutar mısınız? Eğer evetse, neleri not alır ya da neler yazarsınız?

Ajanda olarak telefonumun takvim-ajanda kısmını kullanıyorum. Devamlı bir not alma durumum yok ama bazen kendime ve hayata dair bir şeyler karaladığım defterim var.

En son gittiğiniz etkinlik ne oldu?

Tiyatro Kare’nin ‘Süper İyi Günler’ oyununu izledim.

Gündemde şu aralar alışveriş poşetlerinin parayla satılıyor olması var. Sizin düşüncenizi merak ediyorum. Sizce bunun uygulamaya girmiş olması olumlu bir gelişme mi?

Yurt dışında çok uzun zamandır böyle bir uygulama var. Bence belirli bir sayının üzerinde ücretli olmalı. Doğayı korumakadına elbette güzel bir uygulama ama daha hızlı çözüm için öncelikli yapmamız gereken başka şeyler olduğunu düşünüyorum.