‘Barakka’ grubunu bugüne kadar hiç duymamış, şarkılarını dinleme fırsatım da olmamıştı. Yeni çıkan single’ları ‘Alevler İçindeyim’ ile seslerini Türkiye sınırları içinde daha fazla duyurmak için adım atan grupla bir araya geldik. Barakka bugün Ajandakolik’te.


Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

Philadelphia çıkışlı, Türk folk rock ve Anadolu rock’ı buram buram hissettiren, Barış Manço ve Erkin Koray’ın yollarında yürüyen bir grup ‘Barakka’. Amerika ve Türkiye arasında mekik dokuyan grubun solisti Barış Kaya ve udi Roger Mgrdichian söyleşimize teşrif etti.

Siz Philadelphia’larda ses getirdiniz ama buralarda sesinizi pek duymuyoruz. Neden? 

Barış: Selamlar, öncelikle bu röportaj için teşekkür ediyorum. Grup tabii burada, Philadelphia’da başladı. O yüzden yıllardan beri ABD’de konserler veriyoruz.  Barakka olarak grupça bir kere geldik Türkiye’ye. 2014 yılında, geldiğimizden iki gün sonra Soma faciası yaşandı. Konserlerin biri iptal olsa da, sonradan ayarladığımız iki konseri verebildik. Ertesi sene ben tek başıma geldim ve İstanbullu müzisyen arkadaşlarımla Barakka parçalarını çaldım. Daha sonra albüm çalışmalarına başladığımız için konser vermeye gelmedik. Artık yeniden ürettiğimiz eserleri paylaşmaya başlıyoruz. Bu yüzden daha sık Türkiye’de olacağız. Umuyorum ki, bundan sonra bizi daha çok duyacaksınız.

İk albümden bu yana epey zaman geçmiş. ‘Uzaklardan’ı 2012 yılında çıkarmışsınız. Yakın zamanda folk, pop rock ezgileri taşıyan ‘Alevler İçindeyim’ isimli bir sigle çalışmanız oldu. Neden bu kadar ara verdiniz?

Barış: Aslında ara vermedik. Yeni albümümüzün çalışmaları uzun sürdü. Bunun belli başlı nedenleri var.  Albümümüzü neredeyse iki defa kaydettik ve üç kere miks aşamasından geçti. Miks mühendisi olarak işe girişip  sonunda bizim yapımcımız olan Uğur Memiş, bizden daha çok üstüne düştü albümün. Her şey ile ilgilendi. Uzaklardan adlı ilk albümümüzü nasıl geçeriz, neler yapmalıyız diye çok çalıştık, çok tartıştık. En sonunda aranjör olarak Özgür Bakkaloğlu ile çalışmaya karar verdik. Her enstrümanın üzerinden defalarca geçtik. Zamanın geçmesine aldırmadık çünkü ortaya sunmak istediğimiz, elimizden gelenin en iyisi olmalıydı. 

 Bize hikayenizi anlatın biraz. Kimsiniz siz? Sizin için Amerikalı bir grup mu demeliyiz yoksa?

Barış: Grup, ben ABD’ne taşındıktan bir sene sonra , udi Roger Mgrdichian ve perküsyoncu Joseph (Joe) Tayoun ile tanışmam ve birlikte müzik yapmaya başlamamızla kuruldu. Daha sonra aramıza Joe’nun kardeşi Billy (Klavye) eklendi, iki davulcu arkadaşımızdan sonra Poyraz Aldemir aramıza katıldı. New York’ta çaldığımızda bas gitarda bize Onur Gül eşlik ediyor.  Philadelphia’da bas gitarları Jason Mintz çalıyor. En son kadromuz bu halde. İlk demomuzu yaparken Megadeth’in eski davulcusu, erken yaşta kaybettiğimiz Nick Menza davulda yer almıştı. İlk albümümüzde davulları  Engin Günaydın (New York Gypsy All Stars’ın davulcusu) çaldı. Bizim için Amerikalı bir grup demek hem doğru hem yanlış olur. Evet, Amerika’da yaşıyoruz ama genellikle Türkçe sözlü müzik yapıyoruz. İngilizce sözlü parçalarımız da var. Türk / Amerikan grubu demek en uygunu olacaktır. Ama bütün grup üyelerinin kökleri Anadolu, Balkanlar ve Orta Doğu’ya bağlı. 

Barakka’nın anlamı nedir? 

Barış: Barakka’nın kelime anlamı bereketli, kutsanmış oluyor. Grubu kurmadan önce daha Türkiye’de yaşarken Baraka isimli bir belgesel filmi seyrettim ve çok etkilenmiştim. Projeye başladığım zaman grubun ismi Baraka olsun istiyordum ama o isimle yüzlerce grup vardı. Biraz araştırmadan sonra o isme en yakın olanın Barakka olduğunu gördüm. Baraka, tek ‘k” harfi ile yaşamın soluğu anlamına gelir. İki k ile (Barakka) dediğim gibi, kutsanmış, bereketli anlamında. 

New Jersey, Philadelphia, New York’ta konserler vermeye devam ediyorsunuz bir yandan. Cover şarkılar da söylüyor musunuz? Repertuvarınızda neler var? 

Barış: Evet, cover parçalar çalıp söylüyoruz. Çok farklı türlerde coverlar yapıyoruz. İki uçta örnek verirsek, Erkan Oğur’un Telvin projesine Philadelphia’da ön grup olurken sound check’te Tanburi Cemil Bey’in Çeçen Kızı’nı çaldık. Erkan ağabey’in çok hoşuna gitmişti. West Chester Festivalinde Bob Marley’nin ‘Get up Stand up’ını biraz değiştirip nakaratını hicaz karşılama çalmıştık. O versiyonu da Amerikalılar çok beğendi.
Pentagram’dan (Mezarkabul) tutun da BlueGrass Punk tarzı ‘Ağlama Değmez Hayat’ bile çalıyoruz. Erkin Koray ve Moğollar da olabiliyor bazen. Her çaldığımız cover’ı tabii ki kendimize uyarlıyoruz. Bir kere Megadeth’in ‘Symyphony Of Destruction’ını da çalmıştık.  


Oooo epey renkli! Peki müzik sound’unuzu nasıl tanımlarsınız?
 

Roger: Bilinen bir tanım yapacaksam Türk-Amerikan folk rock derim. Kendi açımdan, world rock diyorum. Philastanbul rock da olabilir. Hahah.

Barış: Ben de folk rock’ı tercih ederim. Daha önce bizi tanıtan haber ya da yazılarda, etnik rock ifadesi de kullanılmıştı. 

Türkiye’deki müzik dinleyicisini nasıl buluyorsunuz?

Roger: Türkiye’de geçirdiğim günler ve şimdi çıkardığımız parça ile Türk seyircisinden takdir dolu sözler aldık. Yani oradaki seyirci ile kişisel bir ilişkim de oldu. Belki burada rock müziğin ya da caz ve türevlerinin yayılması Amerika’dan daha uzun sürdü . Yine de Türkiye’de bu tür müzik tarzları gelişimlerini ilerletiyorlar ve her geçen gün iyi gruplar, sanatçılar ortaya çıkıyor. Seyirci de iyiyi destekliyor zaten. Her ülkede olduğu gibi kötü tarzlar var ya da sadece yapılan şeyler satış üzerine kurulu olabiliyor. Bu, her ülkede yaşanan bir şey. Ben Türk dinleyicisini yeniliklere açık, iyiyi destekleyen ve araştırmacı buluyorum. 

Barış: Türkiye’den ayrıldığımdan beri Türkiye müzik piyasası ve tabii ki Türk dinleyicisinden kopmadım. Ben de Roger’a katılıyorum, Türkiye’de her müzik tarzının kaliteli bir dinleyici kitlesi olduğu gibi, bazı tarzların sadece eğlence üzerine kurulu dinleyici kitlesi de var. Seçimle ilgili bu. Türkiye’de, Amerika’daki veya Avrupa’daki grupları, yeni tarzları çok ciddi şekilde takip eden bir kitle var ve bu güzel bir şey. Bugüne kadar Türkiye’ye gidip memnun olmadan dönen bir grup duymadım zaten. Kendi ülkesinin gruplarına destek olan bir kitle var. Bizim çalmak istediğimiz, zaman geçirmek istediğimiz kitle de onlar. 

Sizi besleyen müzikler, müzisyenler kimler?

Roger: Amerika’da Minutemen, Pixies, Ween. Türkiye’de ise Kardeş Türküler, Moğollar, Duman.

Barış: İngilizce olarak genellikle rock/metal grupları, Boston, Megadeth, Gogol Bordello  ve özellikle Led Zeppelin, Ara Dinkjian’ın Night Ark isimli grubunu da seviyorum. Türkiye içinde de çok var; Moğollar, Erkan Oğur, Bulutsuzluk Özlemi, Mor ve Ötesi, Hüsnü Arkan ve Ezgi’nin Günlüğü diyebilirim.

Özellikle yazın Türkiye’nin de pek çok yerinde müzik festivalleri oluyor, biliyorsunuz. Sizleri de görme şansımız olacak mı? Yoksa hep Amerika’da mısınız?

Barış: En  büyük arzularımızdan biri Amerika’da olduğu gibi Türkiye’de de müzik festivallerinde çalabilmek. Umuyoruz ki, çıkardığımız ve çıkaracağımız parçalar ile böyle bir şansımız olacak. Tabii bu seyircinin isteğine de bağlı. Biz Türkiye’de bir festivalde hatta festivallerde çalmayı çok isteriz. Bu yıl yaz festivallerine geç kaldık ama bundan sonra bizi çağırmaları yeterli. Sonbahar ortası Türkiye’de konserler vermeyi planlıyoruz zaten. Türkiye’deki seyirciyle buluşmamıza az kaldı. 

Roger: Dün yaptığımız bir video röportajında da bahsetmiştim, “Aslında hemen yarın yola çıkmalıyız” dedim. Evet, uzun zaman oldu. Konserlerde ve festivallerde çalmayı istiyoruz. Çok yakında Türkiye’de çalmayı diliyoruz.

Biraz klipten ve yeni şarkınız ‘Alevler İçindeyim’den bahsedelim. Klip nerede çekildi? Bu arada gerçekten de alevler içinde bir dansçı var klipte; ateş dansçısı Diana, öyle değil mi? 

Barış: Alevler İçindeyim, sözlerini benim yazdığım, bestesini Roger Mgrdichian’ın yaptığı bir parça. Klip, New Jersey’de, New York Manhattan sokaklarında ve Serdar İlhan’ın sahibi olduğu, daha önce Mirkelam ve Yeni Türkü ile sahne aldığımız Drom isimli gece kulübü’nde, Philadelphia Farimount Park’ın içinde tren raylarında ve şehir merkezinde sokaklarda çekildi. Çok mekan kullandık yani.
Evet, bir de ateş dansçımız var, Diana. Kendisi Meksikalı ve orada yaşıyor. Ateş dansı şovları yapan bir grubun üyesi. Diana’nın ateş dansı çekimleri ise Meksika’da Cancun ve Tulum sahillerinde yapıldı. 

Yakında başka bir şarkı da dinleyiciyle buluşacak sanırım. ‘Yollar Bekler’. 

Barış: ‘Yollar Bekler’, ikinci albümümüzün belirlenen ismi. İlk albümümüzün adı ‘Uzaklardan’dı. Çünkü kaydını Türkiye’den uzaklarda yapıp oradan sesimizi duyurmaya çalıştık. Kendi prodüksiyonumuzdu. Bu sefer daha güçlü bir albüm yaptık. Barakka’nın amacı , Türkiye ve bulunduğumuz yerler dışındaki şehirlerde konserler vermek olduğundan yeni albümün ismini ‘Yollar Bekler’ olarak koyduk. Yola koyulmak için. 

Ufukta bir albüm var yani. 

Barış: Albümümüz hazır, sadece gün sayıyoruz. Albümde on bir parça var. Biri İngilizce. O İngilizce parçanın tanıtımı da ABD içinde yapılacak.