Hüznü ve hayatının inişlerini çıkışlarını ilham bildiği şarkılarıyla içinde bulunduğumuz on yılın en başarılı kadın şarkıcı / şarkı yazarlarından biri haline gelen Sharon Van Etten, bu ay dört yıllık albüm suskunluğu bozuyor. 18 Ocak’ta kulaklarımızda yerini almaya hazırlanıyor.

Yazı: Egemen Limoncuoğlu

Şarkıları ne kadar sık birer terapi seansı gibi ‘kullandığımızın’ bazen farkına varmıyoruz. En kötü günde, en iyi günde, en sıradan günde onlardan bir şeyler bekliyoruz. Belki Tony Soprano gibi teşkilatından gizli terapistimizin karşısında oturup bir şeyler anlatır halde değiliz. Ama derde, sıkıntıya, kırık kalbe, belki hafta sonunun gelmeyişine belki tatilin erken bitişine derman ararken şarkılardan medet umuyoruz. Onlar da itiraz etmeden, orada hazır bulunuyor, tam karşımızda. Bizi dinliyorlar.

Bu terapi seanslarının bir benzerinin karşı taraf için de geçerli olduğunun da bazen farkına varmıyoruz. Halbuki kendi şarkılarını yazan, kendi sesiyle onları bize ulaştıran müzisyenlerin bir kısmı (maalesef hepsi değil) da bizzat bizi ‘kullanıyor’. New Jersey doğumlu,  New York çıkışlı Sharon Van Etten mesela, tam da öyle bir müzisyen. Boş CD’lere kaydedip açık mikrofon akşamlarında elinde gitarıyla şarkılarını söylediği amatör günlerinden itibaren bize hayatını anlatıyor. Öyle ki, piyasaya çıkan albümlerini kronolojik sırayla dinlediğimizde, bir otobiyografi okuyoruz aslında. Yıkıcı, travmatik bir otobiyografi, Rolling Stone dergisinin meşhur yazarı Rob Sheffield’in dediği gibi
‘bir kasap gibi içimizi parça pinçik eden’ şarkılar. Bir dışavurum, bir tedavi Sharon için bu şarkılar. Yaşanmışlıkları bize paslayıp şimdi onlar düşünsün dediği duygular. “Aşkın beni öldürüyor” dediğinde biliyoruz ki, o aşk hakikaten Sharon’u öldürüvermiş. ‘Tarifa’ adlı bir şarkısını dinlediğimizde biliyoruz ki hakikaten İspanya’nın Tarifa’sında bir şeyler yaşanmış.

‘Comeback Kid’ şarkısı, yeni albümü ‘Remind Me Tomorrow’dan. Meraklısına… 

ACILARIN KRALİÇESİ
Bilgisayar programcısı bir baba ile tarih öğretmeni bir annenin beş çocuğundan biri Sharon Van Etten. Müzik dinlenen bir evde büyümüş, ciddi anlamda bir plak koleksiyonu ihtiva eden bir ailede. Neil Young belki de adını ilk öğrendiği müzisyen, zira babası Young’ın yaptığı neredeyse her albümü dinlermiş. Gelecek ay 38 yaşına basacak Sharon’sa hem rock ve folk’un şarkı yazarlığıyla da takdir eden büyüklerini hem de 90’ların kendini ifade etmekte hiç zorlanmayan kadın müzisyenlerini (PJ  Harvey, Liz Phair, Ani DiFranco) dinleyerek yetişmiş.

2012’de yaptığı ‘Tramp’ ve onun başarısını da arkasına alıp iyiden iyiye coştuğu 2014 albümü ‘Are We There’,
Sharon Van Etten’i bir anlamda acıların kraliçesi mertebesine taşıdı. Yeni yüzyılın en çok övülen isimlerinden biri haline getirdi. Tam da o noktada, tam da iyice yükselmişken mevzubahis terapi seansında, albüm-turne-albüm döngüsünde hafif hafif kaybolduğunu, artık dinleyicisiyle bağ kuramadığını hissedişini işaret kabul ederek durdu. Durdu derken, tabii ki hayatını durdurmadı. Bir kenara çekilip sırra kadem basmadı. Bilakis, kaldığı yerden hayatına devam etti. Okula döndü. Psikoloji okumak en büyük isteğiydi çünkü. Davulcusuna aşık oldu. Bir bebeği oldu. Bir filmin müziklerini yaptı. Netflix dizisi ‘The OA’de Rachel karakterini oynaması için teklif geldi. Kabul etti. David Lynch’in dirilttiği  ‘Twin Peaks’inde (İkiz Tepeler) grubuyla birlikte sahnede çalarken göründü.

Van Etten’ın “New Yokr’a yazılmış bir aşk mektubu” diye nitelendirdiği şarkısı ‘Seventeen’ de yeni albümden.

DAHA İYİ BİR HAYAT DAHA POZİTİF BİR ALBÜM: REMIND ME TOMORROW
Ve artık yeni bir albümün vakti geldi. 18 Ocak’ta ‘Remind Me Tomorrow’ albümüyle 2014’te çıkardığı ‘Are We There’den sonra  yeniden huzurlarda… Yeniden ve yepyeni Sharon Van Etten şarkıları dinleyeceğimiz bir ay! Üstelik bir miktar da şaşıracağız. Gitarın ve indie-folk’un sesi olarak hatırladığımız Van Etten, bu kez synthesizer’lı, elektronik dünyadan uzak durmayan bir albümle karşımızda. Ama akustik gitarların başrolde olduğu albümler yapıp sonra Pet Shop Boys’a dönen, ve üstüne birebir 80’lerde yapılmış şeyleri kopyalamalarına rağmen ne hikmetse övülüp duran indie grupları gibi değil. Tadında, dozunda, Sharon Van Etten adının hissi tarafını güçlendirecek bir değişim bu. Yeni albüm haberiyle birlikte servis edilen fotoğraflarında David Coverdale’in Whitesnake’e gitarist olarak almak isteyeceği bir görüntüde karşımıza çıksa da Sharon, albümün içeriğinde alışık olduğumuz gibi hâlâ otobiyografisine yeni sayfalar ekliyor. Sadece bu kez biraz daha iyimser, hayatı onu daha iyi hissettirecek bir seyirde gidiyor. Şarkılarında da bu apaçık hissediliyor; yarına biraz daha pozitif bakan şarkılar… Ama terapi seansına zeval vermeyecek şekilde. İnişleri çıkışları görmezden gelmeyerek.