banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Gökhan Erarslan yazdı: “Tiyatro ölüyor diye çığlık atanlara inat, bu sanat yaşamaya devam edecek”


Her ne kadar yasak kalksa da pandemi sürecinde tiyatrolar büyük çöküş yaşadı. Tiyatro emekçileri altından kalkamadıkları büyük zorluklarla karşılaştı.  Oyun yazarı- Yönetmen Gökhan Erarslan, TOY İstanbul gibi pandemi sürecinde kapanan tiyatroların ardından Ajandakolik için kaleme aldı: “Şu an gemi su alıyor. Battı batacak. Mevcut durumuyla yeni sezonda pek çok tiyatro iş yapamayacak.”

Theo Angelopoulos’un muhteşem filmi “Ulysses Gaze” – “Ulis’in Bakışı”nda beni derinden etkileyen bir sahne vardır. Saraybosna’da savaşın hüküm sürdüğü yıllarda, insanlar kör bir kurşunla ölmemek için mücadele ederken, harabeye dönmüş şehirde sanatçılar her şeye rağmen konser verip tiyatro yapıyorlardı. Müthiş bir sahnedir bu. Pandemi boyunca o sahne defalarca kez gözlerimin önüne geldi. Tıpkı o filmdeki gibi sanki, bizler de şu an amansız bir savaşın içindeyiz ve her şeye rağmen sanat yapmaya çalışıyoruz.

Kabul etmek gerekir ki, şehirler yerler bir olmadıysa da, yakında harabeye dönecek pek çok tiyatro mekanının ardından benzer bir sahneyi yaşamak durumunda kalabiliriz. Bazı sahneler kapanmaya başladı ne yazık ki. Çok üzücü. Sahnede icra ettikleri mesleklerine karşılıksız gönül verenler aylardır para kazanamıyor maalesef. Peki biz bu noktaya nasıl geldik? Covid-19 salgını bu durumun sebebi değildir bana kalırsa. Sonucudur. Yıllardır süregelen saçmasapan kavgaların, içi boş tartışmaların, çıkamayan tiyatro yasasının, kurumsallaşamayan tiyatro işletmelerinin, sanatı ve tiyatroyu bir ihtiyaç olarak görmeyen siyasilerin, tiyatroya birkaç ünlü görmek için gelen sözümona entelektüel seyircinin, bu sanatı politik bir araç olmaktan çıkarmaya çalışanların, tiyatroyu salt para kazanma amacıyla yapan sermaye tiyatrolarının ve bu tiyatroların değirmenine su taşıyanların, halktan kopuk tiyatro yapan elitist sanat erbabının, çağın tiyatrosuna uzak kalan akademilerin ve daha daha nicesinin bu kaçınılmaz sonda payı vardır.

Şu an gemi su alıyor. Battı batacak. Mevcut durumuyla yeni sezonda pek çok tiyatro iş yapamayacak. Kiralar, telifler, nakliye, yevmiye bedelleri, tasarım bedelleri, dekor-kostüm giderleri, depo vd. pek çok kalemi özel tiyatroların şu şartlar altında karşılaması çok zor.

Ben salgının başından beri bir şeylerin değişeceğine dair umut taşımayanlardanım. Umarım bu süreç bir şeylerin değişmesine vesile olur. Zihniyet değişimine yani. Umarım ben yanılırım. Tiyatro inatçı bir sanattır. Tiyatro ölüyor diye çığlık atanlara inat, bu sanat yaşamaya devam edecektir. Her şeye rağmen buna inanmak istiyorum, kendimi inandırmak istiyorum.

YORUM YAP

You don't have permission to register